İŞÇİ KAYBEDİYOR… PEKİ BU DÜZENDE KAZANAN KİM?
GERSAN’da sendikal örgütlenmenin yarattığı büyük hayal kırıklığı
Bugün GERSAN fabrikasında işçiler arasında derin bir kırgınlık ve güvensizlik hakim. Maaş kaygısı yaşayan emekçiler, aidat kesintileriyle karşı karşıya kalan çalışanlar ve işten çıkarılma korkusuyla evine huzursuz dönen aile babaları, yaşanan tabloyu ağır eleştiriyor.
Bir yanda aidatlarını düzenli ödeyen işçiler, diğer yanda ise geçmişte büyük vaatlerle ortaya çıkan sendikal sürecin bugün bıraktığı soru işaretleri var.
İşçiler artık açıkça soruyor:
“Biz fedakârlık yaparken, neden hep bedeli biz ödüyoruz?”
Vaatler ve Gerçekler Arasındaki Uçurum
Adnan Tıska ,
Soner Uslubaş’ın öncülük ettiği örgütlenme döneminde işçilere verilen sözler hâlâ akıllarda
– “Kimse mağdur olmayacak.”
– “İşçi yalnız kalmayacak.”
– “Hak kaybı yaşanmayacak.”
Ancak bugün gelinen noktada işçiler kendilerini yapayalnız hissediyor. Bölüm değişiklikleri, ücret kaygıları, iş güvencesi endişesi ve artan geçim sıkıntısı karşısında sendikadan yeterli desteği göremediklerini dile getiriyorlar.
Hafızalarda silinmeyen görüntüler ise işçilerin tepkisini daha da artırıyor:
Sendikal süreçlerde düzenlenen şatafatlı organizasyonlar, kalabalık geceler, gösterişli yemekler, sınırsız ikramlar, halaylar ve çiftetelli dansları…
O gün dans pistinde eğlenen Adnan Tıska ve Soner Uslubaş’a işçiler bugün şu soruyu yöneltiyor:

“O gün çiftetelli oynuyordunuz, bugün neredesiniz?”
“Aidatlarımız Nereye Gidiyor?”
İşçiler, “Bizim adımıza yürütülen süreçlerin hesabını kim verecek?” diye soruyor.
Aidatlarla finanse edilen lüks buluşmaların faturasını öderken, kendi gelecekleri için mücadele ettiklerini sanırken bugün kaygı ve belirsizlikle baş başa kaldıklarını vurguluyorlar.
Kimse burada kişisel zenginlik veya özel hayatı sorgulamıyor. İşçiler asıl şunu sorguluyor:
“Biz geleceğimiz için mücadele ettiğimizi sanırken, neden bu hale geldik?”
Gerçek Sendikacılık Ne Demektir?
Gerçek sendikacılık; mikrofon başında slogan atmak değil, işçi zor durumda kaldığında yanında durabilmektir. Dün meydanlarda en önde yürüdüklerini söyleyenler, bugün işçinin yanında neden görünmüyor?
Bugün GERSAN’da işçi sadece alkışlayan değil, **hesap soran** bir kitle haline geldi. Yapılan eleştiriler kişisel değil; kamusal bir sorumluluk çağrısıdır.
**Akgün Haber** olarak soruyoruz:
– İşçinin alın teriyle kurulan umutların sonu neden hep belirsizlik oluyor?
– Neden her kriz döneminde kaybeden yine işçi oluyor?
– Aidat ödeyen, fedakârlık yapan emekçiye bu düzen niye hep kaybettiriyor?
GERSAN işçisi konuşuyor. Artık dinleme ve hesap verme vakti gelmiştir.












