METALDE SABIR TAŞI ÇATLADI
DÜN HALAY, BUGÜN SESSİZLİK Mİ?
Metal sektöründe çalışan bir işçinin sosyal medyada yaptığı paylaşım, sendikal temsil tartışmasını alevlendirdi.
2025 Mart ayında yapılan toplu iş sözleşmesinde yüzde 34 zam uygulandığı kabul ediliyor. Ancak işçi, zam dışındaki birçok maddenin sahada uygulanmadığını iddia ediyor.
Altını net çizelim:
Bu haber, bir işçinin beyanlarını içermektedir.
İlgili sendika ve işverenin açıklama hakkı saklıdır ve verilecek yanıt aynen yayımlanacaktır.
Ancak ortaya atılan sorular ağırdır.

“%34 ZAM TAMAM… PEKİ DİĞER MADDELER?”
İşçinin ifadeleri aynen şöyle:
“Türk Metal Sendikası’na bağlıyız. 2025’in Mart ayında toplu sözleşme zamanında yapılan anlaşmaya göre işçilere %34 zam yapıldığı söylendi ve bu gerçekleşti. Buraya kadar sıkıntı yok ama bu söylenen zam haricinde bizlere anlatılan sözleşme maddelerinden hiç birini yerine getirmediler. Hem işveren hem Türk Metal hep yalanlarıyla bizi kandırdı.”
Zam var.
İddia şu: Sözleşmenin diğer hükümleri yok.
İDDİA 1: “29.600 TL TABAN MAAŞ” SÖZÜ
“Sözleşmeliler haricinde fabrikanın kadrosuna giren herkesin en düşük maaşı 2025 yılı asgari ücret 22.100 TL iken 29.600 TL oldu denildi. Ama hiçbir şekilde olmadı.”
Eğer böyle bir taahhüt verildiyse ve uygulanmadıysa, bu yalnızca maaş tartışması değildir.
Bu, sözleşme taahhüdünün yerine getirilip getirilmediği meselesidir.
İDDİA 2: “EN FAZLA 4 AY” DENİLDİ, 10 AY ÇALIŞAN VAR
“Fabrikaya ilk işe girenler belirli süreli sözleşmeli olarak alınıp deneme süreleri geçtikten sonra kadroya alınıyor (3-6-9-12-16-18 ay). Sendika bize o toplu sözleşmede bunun önüne geçilerek ‘en fazla 4 ay sözleşmeli çalıştırılabilir’ maddesi eklendi dedi. Bundan sonra 4 ay sonunda ya kadrosanız ya da memnun olunmazsa iş çıkışı verilecek denildi. Ama sözleşmeler hala 6 ay 7 ay 10 ay devam ediyor.”
Burada iki ihtimal var:
Ya sözleşmede böyle bir madde yoktur ve işçiye yanlış anlatılmıştır.
Ya da madde vardır ama uygulanmamaktadır.
Her iki durumda da açıklama gereklidir.
İDDİA 3: “AİDAT VAR, HAK YOK”
“O toplu sözleşmede kadroya girse de girmese de sendikaya üye olan herkes bu sözleşmedeki her maddeden yararlanacak demişti sendika başkanları. Ama bunu herkesten aidat almak için yaptılar. Herkesi üye yaptılar ama hiçbir haktan yararlandırmadılar.”
Bu cümle sıradan bir serzeniş değildir.
Bu, temsil krizidir.
DÜN AYNI MASADA, BUGÜN NEREDE?
Toplu sözleşme sürecinde fabrikalara gelen, işçilerle aynı sofraya oturan, birlikte yemek yiyen, karşılıklı oyun havası oynayan sendika başkanı ve yönetim ekibi…
Ereğli’den gelip kürsüde “Bu sözleşme tarihi bir kazanım” diyen o isimler…

Bugün bu iddialar karşısında nerede?
İşçi soruyor:
• O gün fotoğraf verenler bugün neden sessiz?
• O sofralarda verilen sözler tutuldu mu?
• Denetim yapıldı mı?
• İddialar doğru değilse neden belgeli bir açıklama gelmiyor?
Sendikal temsil; imza töreninde alkış almak değildir.
Gerçek temsil, sözleşme maddeleri uygulanmadığında üyelerinin yanında durmaktır.
MESELE PARA DEĞİL, GÜVEN
Metal işçisi aidat ödüyor.
Sözleşmeye güveniyor.
Atılan imzanın arkasında bir irade olduğuna inanıyor.
Eğer iddialar doğruysa mesele para değil; güven kaybıdır.
Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa, sendika derhal kamuoyunu belgeleriyle aydınlatmalıdır.
Sessizlik, iddiayı büyütür.
İmza atmak kolaydır.
O imzanın namusunu taşımak zordur.
Dün işçiyle halay çekenler,
Bugün işçi konuştuğunda ortada yoksa…
Sorun ses yükselten işçi değil,
O sesi duymayan temsil makamıdır.
NOT
Bu haber işçi beyanına dayanmaktadır.
İlgili sendika ve işverenin açıklama ve cevap hakkı saklıdır. Gelen resmi açıklama aynen yayımlanacaktır.
Paylaşım linki












