Denizden Gelen Sessizlik
Türkiye’nin her yerinde, her konuda sesi çıkan, basın toplantılarında mikrofonlara nefes tüketen bir siyasetçi düşünün. Sayın Deniz Yavuzyılmaz tam olarak böyle biri.
Çevre sorunlarından tutun da elektrik faturalarına, madencilerin haklarından vergi politikalarına kadar her şeye dair bir görüşü var. Ancak ne hikmetse konu Ereğli Demir Çelik Fabrikası’na, sendikaya ve işçilerin haklarına geldiğinde ortalıkta görünmez oluyor!
Bu nasıl bir refleks kaybıdır, nasıl bir yok oluş sanatıdır?
Hadi diyelim ki her şeye karşısınız, peki işçinin yanında olmak neden bu kadar zor?
Yoksa sendikal mücadele, Ereğli’nin ağır sanayi kokusu kadar sizi rahatsız mı ediyor?
Ereğli demir çelik işçileri, madenciler gibi kara toprağın altına girmediği için mi sizi ilgilendirmiyor?
Yoksa haklarını almak için ölümü mü göze almaları gerekiyor?
Madenciler hayatlarını kaybettiğinde ortaya çıkıp ahkâm kesenler, sanayi işçisinin hakkı söz konusu olunca neden sağır sultana dönüşüyor?
Sayın Yavuzyılmaz, işçiler size bir soru yöneltiyor: “Ölmemiz mi gerekiyor ki sesimiz duyulsun?”
Saygılar ama hak edene!












