İşçinin Yetkisi Diyet Merkezine Değil, Emeğine Sahip Çıkmanız İçindir
Bir sendikanın görevi nedir?
İşçinin hakkını savunmak mı, yoksa AVM katlarında indirim protokolü duyurmak mı?
Bugün kamuoyuna “başarı” diye sunulan bir paylaşım var:

Bir sendika şubesi, diyet ve beslenme merkeziyle indirim anlaşması yaptığını duyuruyor.
Fotoğraflar çekilmiş, protokoller imzalanmış, pozlar verilmiş.
Ama kimse şu soruyu sormuyor:
İşçi sizi bunun için mi yetkilendirdi?
İşçi sizi;
- Kapı kapı gezip ticari anlaşmalar yapın diye,
- Kırtasiye, kantin, AVM, özel merkez pazarlığı yapın diye,
- Kravatlı fotoğraflarla “iş yapıyormuş” görüntüsü verin diye
görevlendirmedi.
İşçi sizi;
- Ücretler için,
- İş güvencesi için,
- Haksız işten çıkarmalara karşı,
- Hak gasplarına dur demeniz için yetkilendirdi.
Asıl Sorular Cevapsız
Bugün hâlâ;
- İşten çıkarılması 207 nolu odada kesinleşen,
- Ancak işçiye resmî tebliği bile yapılmamış kararlar ortadayken,
- Sendikaya yakın olduğu iddia edilen bazı avukatların, işçi daha haberi yokken, nasıl olup da bu kişilerle temasa geçtiği açıklanmıyor.
Bu nasıl bir bilgi akışıdır?
Bu bilgilerin hangi süreçlerle ve hangi yetkiler çerçevesinde paylaşıldığı kamuoyuna açıklanmalıdır.
Bir de üstüne;
- İşçilerin KVKK kapsamında korunması gereken kişisel verilerinin kimler tarafından, kimlerle paylaşıldığı sorusu hâlâ yanıtsız.
İşçi Sadaka Değil, Hakkını İstiyor
İşçi diyet indirimi istemiyor.
İşçi lütuf istemiyor.
İşçi “ihsan” beklemiyor.
İşçi;
•Alın terinin karşılığını,
•Zamanında ve insanca ücreti,
•Keyfi işten çıkarmalara karşı yanında duran bir sendika istiyor.
Sendikacılık;
poz vermekle, protokol imzalamakla, vitrin süslemekle olmaz.
Önce işverenle masaya oturun.
Önce ücretleri konuşun.
Önce iş güvencesini sağlayın.
Önce hukuksuzlukların hesabını sorun.
İşçinin hakkını savunun,
başka hiçbir “iyilik” istemiyoruz.
Bir de küçük bir hatırlatma…
İşçi zaten yıllardır zorunlu diyette.
Kaç senedir doğru dürüst et yiyemeyen, geçim derdiyle boğuşan işçiye “diyet merkezi indirimi” sunmak neyin göstergesidir?
Siz bu anlaşmaları hangi ekonomik şartlarda,
işçinin hangi gerçekliğiyle örtüştürerek yapıyorsunuz?












