“İŞVEREN ŞAŞIRMA, SABRIMIZI TAŞIRMA”
Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Karadeniz Ereğli’de Konuştu, İşçiye Umut (!) Dağıttı.
Türk Metal Sendikası’nın Karadeniz Ereğli’deki toplantısı, işçilerin umutlarının yeniden boşa çıktığı bir gösteriye dönüştü.
İşverenle masaya oturup pazarlık yapması beklenen sendika temsilcilerinin, işçiyi slogan attırarak avutma çabası artık trajikomik bir hal aldı.
Sendika Genel Başkanı Uysal Altundağ’ın toplantıya katılımı büyük bir “coşkuyla” duyurulmuştu. Ancak kendisi işçilerin arasında bir saat bile kalmadan programdan ayrıldı.
İşçilere umut vaatleriyle sahneye çıkan genel başkanın bu kısa ziyareti, geride büyük bir hayal kırıklığı bıraktı.
Toplantıda işçilere, “İşveren şaşırma, sabrımızı taşırma” diye slogan attırıldı. Ancak bu sloganın ironisi herkesin aklındaydı:
Maaşını işverenden alan sendikacıların, işverene karşı işçiyi cesaretlendirmesi mi?
Yoksa yalnızca sahnelenen bir tiyatro mu?
Toplantı sırasında bazı işçiler, sloganlar ve şovlarla dağıtılmaya çalışılan bu umut tiyatrosuna karşı tepkilerini dile getirdi:
“İşçi ile bir saat bile kalamayan Genel Başkan, ne zaman ‘biz işçinin yanındayız’ ilkesini gerçek bir eyleme dönüştürecek?”
Daha acı olan ise, toplantıdaki Genel Başkana “üçlü çekme” şovunun ardından işçilere hâlâ oyalanmaları gerektiği mesajının verilmesiydi.
Maaşlarını işverenden alan Sendika yetkilileri tarafından organize edilen “pohpohlama” gösterisi ise, işçinin daha da yalnız bırakıldığının açık bir sembolü haline geldi.
Sendikanın Beceriksizliği Gözler Önünde
Türk Metal Sendikası, işçinin hakkını savunması gereken bir kurum olmasına rağmen, işverene karşı ciddi bir duruş sergileyemiyor.
İşçiyi sloganlarla avutmak, sahte umutlar dağıtmak ve kısa bir ziyaretle toplantıyı terk etmek, sendikanın işçinin yanında değil işverenin çizdiği sınırların ötesine geçemediğini kanıtlıyor.
İşçinin Sesi Duyulacak mı?
Artık herkesin aklında aynı soru var:
Bu sendika, gerçekten işçinin hakları için mücadele mi ediyor, yoksa işverenle arasındaki çıkar dengelerini koruma derdinde mi?
İşçinin bu düzende yalnız bırakıldığı apaçık ortada.
Sendikanın en üst temsilcisinin dahi işçilerin arasında bir saat bile durmaması, işçinin kendisini sahipsiz hissetmesinin en açık göstergesi.
Sendika, işçinin gözünde hızla güven kaybederken, bu düzenin böyle devam edemeyeceği de ortada.
Türk Metal Sendikası, eğer gerçekten “işçinin sendikası” olmak istiyorsa, işverenin değil, işçinin taleplerini dikkate almalı ve gereğini yapmalıdır.
Aksi takdirde, işçiler sloganlarla değil, somut adımlarla gerçek mücadeleyi arayacaktır.
Uysal Başkan Bizden Size Eski Sendikacı Olarak Uyarı:.
“İşçi Sahipsiz Ve İşçi Hakkını Arıyoruz Diyenler Önce Kendine Hak Alıyor”! .












