BU TERAZİ BOZUK
KİM ÖLÜYOR, KİM YAŞIYOR?
Bu ülkede artık mesele zam değil,
kime nasıl davrandığın meselesidir.
Bir tarafta emekliler…
Ömrünü çalışarak geçirmiş,
primini yatırmış,
devletine güvenmiş insanlar.
Diğer tarafta;
koltuk sahipleri,
makam maaşları,
korumalı artışlar.
Ve ortada tek soru var:
Bu adalet mi?
EMEKLİYE KIYAK, EMEĞE CEZA
En düşük emekli maaşına yapılan artışlar artık iyileştirme değil,
özel muameleye dönüştü.
Bir grup emekliye:
- Özel kanun,
- Özel oran,
- Sürpriz artış.
Diğer milyonlara:
- “Enflasyon neyse o.”
Daha çok çalışanın,
daha çok prim ödeyenin
her yıl biraz daha geriye düşürüldüğü bir düzen bu.
Bu, sosyal devlet değil.
Bu, dengeyi bozan popülizm.
GELELİM BELEDİYE BAŞKANLARINA
Aynı ülkede, aynı ekonomik tabloda:
- 250–500 bin nüfuslu il belediye başkanı:
175.248 TL - 100–250 bin nüfuslu il belediye başkanı:
151.000 TL - 10–50 bin nüfuslu il belediye başkanı:
112.000 TL - 50–100 bin nüfuslu ilçe belediye başkanı:
135.000 TL
Bu hesaba göre;
Ïl Belediye Başkanı maaşı: 151 bin TL.
Soralım şimdi:
Bu maaşlar mı yüksek,
yoksa emekli maaşları mı düşük?
BİR DE MİLLETVEKİLLERİ VAR…
Geçtiğimiz günlerde milletvekili maaşlarına yapılan artış oranı da ortada.
- Zamlar tıkır tıkır,
- Oranlar cömert,
- Koruma tam.
Emekliye gelince:
- “Bütçe”
- “Denge”
- “Sürdürülebilirlik”
Ama sıra kendilerine gelince:
Kaynak bulunuyor.
AYNI ÜLKE, FARKLI HAYATLAR
Şimdi tabloyu yan yana koyalım:
- En düşük emekli:
Hayatta kalma mücadelesi - Ortalama emekli:
Her yıl biraz daha ezilme - Belediye başkanı:
Altı haneli maaş - Milletvekili:
Zamlı, garantili, risksiz
Bu noktada soru netleşiyor:
Kim öle, kim yaşaya?
BU DÜZEN KİMİN DÜZENİ?
Kimse emekliye “çok aldın” demiyor.
Ama şunu net söylüyoruz:
Bir ülkede;
- Emekli geçinemiyorsa,
- Çalışan geleceğini göremiyorsa,
- Maaş artışları makamla doğru orantılıysa,
Orada sorun emeklide değil,
sistemdedir.
En düşük emekliyi koruyalım.
Ama bunu,
diğer emeklileri ezerek yapmayalım.
Belediye başkanları çalışsın,
milletvekilleri maaş alsın.
Ama önce aynaya baksınlar.
Çünkü bu tabloya bakan herkes aynı soruyu soruyor:
Bu ülkede kim yaşatılıyor,
kim hayatta kalmaya zorlanıyor?
İşte alkış da buradan kopuyor.
Hakkı yenenlerden.
Bu sistem böyle devam ederse:
- Çalışanın anlamı kalmaz
- Prim ödemenin değeri kalmaz
- Emeklilik, emeğin karşılığı olmakta Birde unutmadan sözde sevindirdiğiniz en düşük emekli maaş alanlar var ya onlar sandıkta zaten sizleri desteklemeyenler di siz şimdi sizleri gerçek destekleyenleri de kaybettiniz …












