“Sebepsiz Zenginleşme” Masalı ve Gerçekler: Fil Ayakkabı Üzerinden Yürütülen Operasyonun Anatomisi
Son günlerde sosyal medya başta olmak üzere bazı haber mecralarında dikkat çekici bir iddia servis ediliyor:
Cem Küçük ve Nejdet Tıskaoğlu’nun ortağı olduğu Fil Ayakkabı Şirketi iki yıldır vergi ödememiş!
Bu iddia etrafında oluşturulan kurgu öyle dikkat çekici ki; sermayesi artırılmış bir şirketin vergi vermemesi, bazı kalem sahiplerinin elinde “sebepsiz zenginleşme” fırtınasına dönüşmüş durumda.
Ancak gazetecilik; ezberleri tekrar etmek değil, iddiaların arkasındaki gerçekleri araştırmakla anlam kazanır.
Biz de bunu yaptık.
Sermaye Artışı mı, Hisse Dağılımı mı?
İddiaların ilk ayağı şu:
“Şirket 1,2 milyon TL sermaye ile kuruldu, kısa sürede 5 milyon TL’ye çıktı.”
Bu doğru. Ancak eksik. Çünkü bu artışın sebebi Cem Küçük’ün şahsi zenginliği değil, şirket ortaklık yapısının genişlemesidir.
Şirket ilk kurulduğunda üç ortaktı. Bugün on ortaklı bir yapıya kavuştu. Doğal olarak sermaye artarken, ilk kurucuların hisse oranı da düştü.
Cem Küçük ve Nejdet Tıskaoğlu’nun %30 olan hissesi bugün %10’a gerilemiş durumda.
Peki, bu durumda biri “zenginleşti” diyebilir mi?
Vergi Ödemedi Diye Suçlamak Ne Kadar Akılcı?
Bir diğer gündem maddesi “vergi ödemediler” suçlaması.
İlk bakışta ağır bir itham gibi görünse de ticaretin ABC’sini bilen biri için bu ifadenin içinin ne kadar boş olduğu anlaşılır.
Zarar eden bir şirket vergi ödemez. Bu, mevzuatın da, muhasebenin de doğrudan sonucudur.
Peki, Fil Ayakkabı zarar etti mi?
Evet.
Şirket, beklenen pazarlama ivmesini yakalayamadı. Üretime geçmeden önceki e-ticaret ve katalog çalışmaları sonuç vermedi.
Bu nedenle şirket faaliyeti askıya alındı.
Yani beyanname verildiğinde “matrahsız” ibaresi yer almasının sebebi gayet açık:
Vergiye tabi bir kazanç elde edilmedi.
Asıl Soru:
Bu İddialar Neden Şimdi Servis Edildi?
Cem Küçük, kamuoyunun yakından tanıdığı, tartışmalı ama doğrudan konuşan bir gazeteci.
Nejdet Tıskaoğlu ise iş dünyasında Zonguldak’ı temsil eden, siyasete de adım atmış bir isim.
Fil Ayakkabı gibi mütevazı bir girişimi bile bir zenginleşme komplosuna dönüştürmeye çalışmak, aslında bu kişiliklere yönelik sistemli bir itibarsızlaştırma çabasını gösteriyor.
Çünkü mesele bir ayakkabı markası değil; mesele, hedef alınan isimlerin kamuoyundaki etkisi.
Basın Kartı Tartışması: Etik mi, Operasyon mu?
Bir de “gazeteci şirket kuramaz” tartışması açıldı.
Oysa Cem Küçük ne şirketin yönetimindedir ne de aktif ticari bir faaliyeti söz konusudur.
Sadece küçük hissedarlık pozisyonundadır.
Basın meslek ilkeleri elbette önemlidir. Ancak kişisel düşmanlıkları “etik kılıfına” sararak kamuoyu önünde infaz yaratmak, basın etiğiyle açıklanamaz.
Son Söz:
Gerçekler Bu Kadar Netken, Gölge Etmek Gazetecilik Değildir
Fil Ayakkabı üzerinden yürütülen bu algı çalışması, basit bir ticari girişimin başarısızlığını, bir zenginleşme öyküsüne çevirmeye çalışanların eseridir.
Ama unuttukları bir şey var:
Gazetecilik yargı değildir.
Gazetecilik, vergi müfettişliği de değildir.
Gazetecilik, kamuoyunu doğru bilgilendirme mesleğidir.
Gerçekler ortadayken, bunları çarpıtanlara karşı susmak, sadece hedef alınanlara değil, mesleğin kendisine de haksızlık olurdu.
O nedenle bu yazı, hem iftiraya uğrayanları hem gerçeğin peşinden giden gazeteciliği savunmak adına kaleme alındı.












