Son Gelişmeler
Editör Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ADALET
  4. EREĞLİ’Yİ SEVMEK, EREĞLİ’NİN BAŞARISINA SAYGI DUYMAKTIR

EREĞLİ’Yİ SEVMEK, EREĞLİ’NİN BAŞARISINA SAYGI DUYMAKTIR

4BA13096-7A42-4650-B0FB-C1936C6AEE7A
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

EREĞLİ’Yİ SEVMEK, EREĞLİ’NİN BAŞARISINA SAYGI DUYMAKTIR

Bir şehrin en büyük talihsizliği; dışarıdan gelen saldırılar değildir.
Asıl talihsizlik, kendi içinden çıkan ve o şehrin başarısından rahatsız olan zihniyettir.

Bugün Karadeniz Ereğli’de tam olarak yaşanan budur.

Ortada sportif bir başarı vardır.
Ortada yıllardır özlenen bir heyecan vardır.
Ortada yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir Ereğli futbolu vardır.

Ama ne hikmetse bazı çevreler, sahadaki başarıyı konuşmak yerine kulüp başkanının özel ticari hayatını konuşmayı tercih ediyor.

Hem de nerede?
Bir spor programında…

Soruyorum:
Bir spor programının konusu asfalt ihalesi midir, yoksa Ereğli’nin play-off başarısı mı?

Eğer mesele spor ise; konuşulacak konu takımın mücadelesidir.
Eğer mesele futbol ise; konuşulacak konu tribünlerin yeniden canlanmasıdır.
Eğer mesele Ereğli ise; konuşulacak konu bu şehrin yeniden futbola inanmasıdır.

Ama belli ki bazıları için mesele spor değil.

Çünkü başarı bazı insanları rahatsız eder.

Yıllardır yerinde sayan, heyecansız, ruhsuz bir yapıdan; mücadele eden, hedef koyan ve play-off oynayan bir takım ortaya çıkınca birileri bundan huzursuz oldu.

Daha ilginci ise şu:
Recep Yılmaz’ın aile şirketinin ticari faaliyetleri yeni değil.
Bugün ortaya çıkmış değil.
Kulüp başkanlığından önce de bu işler vardı.

Ama takım başarılı olunca birden bire bazı çevrelerin “ihale uzmanı” kesilmesi düşündürücü değil mi?

Dün bu şehirde okul ihaleleri üzerinden milli eğitim müdürlerine, okul müdürlerine baskı kuranları, şantaj yapanları konuşmayanlar…
Bugün bir spor programında kulüp başkanının aldığı ihaleyi tartışıyor.

Dün gerçek usulsüzlük iddiaları karşısında susanlar…
Bugün başarı üzerinden algı operasyonu yapıyor.

Bir de işin en düşündürücü tarafı şu…

Dün “kulüp başkanı gazeteci dövdü” diye manşet atanlar, olayın diğer tarafını sormaya cesaret edemedi.
Kimse çıkıp şu soruyu soramadı:

“Gazetecinin sahanın ortasında ne işi vardı?”

Şayet “Gazeteci sahada olur” deniyorsa, insanın aklına şu soru gelir:
Elinde fotoğraf makinesi olmayan, görevli yeleği bulunmayan bir kişinin saha içinde bulunması neden sorgulanmadı?

Ama mesele gerçeği aramak değilse, zaten bu sorular da sorulmaz.

Çünkü bazı çevrelerin derdi haber yapmak değil; sürekli aynı isim üzerinden algı üretmek.

Recep Yılmaz kendilerine yanaşmadı diye yıllardır komplo teorileri üretenler, hayal ürünü iddiaları “iddia” kılıfına sokup sorumluluktan kaçmaya çalışanlar bugün yine aynı yöntemi sürdürüyor.

Düşünün…

Kendi şehrinin takımı çok kritik bir maçta güçlü rakibini 3-0 yeniyor, şehir moral buluyor, Ereğli futbolu ayağa kalkıyor…

Ama bazı sözde yerel gazetecilerin derdi galibiyet değil.

Onların derdi; kulüp başkanı ceza alsın, yöneticiler saha dışına itilsin, takımın önü kesilsin…

Hayatında kendi şehrinin başarısından bu kadar rahatsız olan bir anlayış gören var mı?

Türkiye’de ihale sistemi bellidir.
Komisyon bellidir.
Şartname bellidir.
Denetim bellidir.

Ortada hukuksuzluk varsa konuşur savcı.
Ortada suç varsa konuşur mahkeme.

Ama ortada sadece ima varsa, dedikodu varsa, algı varsa; o artık gazetecilik ya da spor yorumculuğu değil, hedef göstermeye dönüşür.

Gazetecilik; şehrinin başarısını sabote etmek değildir.
Gazetecilik; kişisel hesapları haber görüntüsü altında servis etmek hiç değildir.

Eleştiri başka şeydir.
Kin ve takıntıyı “gazetecilik” diye sunmak bambaşka bir şeydir.

Ereğli’nin bugün ihtiyacı olan şey kavga değil, birliktir.

Bu şehir yıllardır tesis eksikliğiyle, ekonomik sıkıntılarla, ilgisizlikle mücadele etti.
Bugün insanlar yeniden tribüne gidiyorsa, yeniden Ereğli Spor konuşuluyorsa bunun kıymeti bilinmelidir.

Eleştiri elbette olur.
Ama eleştiri ile itibarsızlaştırma arasında ince değil, kocaman bir çizgi vardır.

Bir şehrin takımına zarar vererek o şehirde kahraman olunmaz.

Ereğli’yi gerçekten seven insan; önce Ereğli’nin başarısına sahip çıkar.

Play-off mücadelesinde rakip takım kazansın diye sinyal vermez, kendi şehrinin takımının başarısından rahatsızlık duymaz.

 

Öyle ki; içimizdeki bazı “Yozgatlılık” hesaplarına gerçek Yozgatlılar bile gülüp geçti.

 

Çünkü memleket sevgisi; yaşadığı şehrin başarısına kin tutmak değil, o şehrin sevincine omuz vermektir.

 

Bazıları sadece Ereğli’de yaşar…

Ama bazıları gerçekten Ereğlili olur.

EREĞLİ’Yİ SEVMEK, EREĞLİ’NİN BAŞARISINA SAYGI DUYMAKTIR
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Akgün Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.