Son Gelişmeler
Editör Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ADALET
  4. 1 MAYIS’I KUTLAMAMAK DA BİR FİKİRDİR

1 MAYIS’I KUTLAMAMAK DA BİR FİKİRDİR

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1 MAYIS’I KUTLAMAMAK DA BİR FİKİRDİR

Bazı tarihler vardır; sadece takvim yaprağı değildir. Arkasında ideoloji, yönlendirme, propaganda ve güç mücadelesi taşır. 1 Mayıs da bunlardan biridir. Bugün birçok kişi onu yalnızca “işçi bayramı” olarak görür. Oysa perde arkasına bakıldığında, mesele yalnızca emekçinin hakkı değildir.

 

1884’te işçi hakları konusunda ilk büyük çıkış Amerika’da başladı. Ardından kitlesel grevler yine Amerika’da sahne aldı. Sonra uluslararası çevreler 1 Mayıs’ı dayanışma günü ilan etti. Tarihsel başlangıç noktası ortadadır. Bu yüzden 1 Mayıs’ın romantik anlatıldığı kadar saf ve masum bir süreç olmadığını görmek gerekir.

BİZE NE ZAMAN GELDİ?

Bu topraklarda 1 Mayıs’ın “işçi bayramı” olarak kutlanması ancak sonraki yıllarda gündeme geldi. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında farklı siyasi akımlar bunu kendi ideolojik zeminine taşımaya çalıştı.

Burada asıl soru şudur:

Emekçinin hakkını savunmak başka şeydir, dışarıdan üretilmiş siyasi sembolleri sorgusuz benimsemek başka şeydir.

İkisini aynı kefeye koymak, tarihi yüzeyden okumaktır.

EMEKÇİYİ SEVEN Mİ, EMEKÇİYİ KULLANAN MI?

Yıllarca meydanlarda kızıl bayraklar sallandı. “İşçi sınıfı devrimi” sloganları atıldı. Peki o bayrakların egemen olduğu ülkelerde işçi gerçekten refaha mı kavuştu?

Dünyanın en sert baskıları, en ağır yoklukları ve en acı devlet zorbalıkları yine o sistemlerde yaşandı. İşçi adına konuşanlar çoğu zaman işçiyi susturdu.

Demek ki bazı hareketler emekçiyi sevmekten çok, emekçiyi kullanmayı tercih etti.

TATİL GÜNÜNÜN BİLE BİR HİKÂYESİ VAR

Çalışma saatlerinin düşmesi, insanca yaşam talebi elbette meşrudur. Kimse buna karşı çıkmaz. Ancak toplumların kültürel ve dini ritimlerini değiştirerek yeni düzen kurma çabaları da göz ardı edilmemelidir.

Bir milletin kendi tarihinden, kendi bayramlarından, kendi değerlerinden koparılması tesadüf değildir. Önce hafızası alınır, sonra yönü değiştirilir.

OSMANLI’YI BİLMEYENLER TARİH DERSİ VERİYOR

Bugün bazı çevreler Osmanlı’yı yalnızca “baskı rejimi” diye anlatır. Oysa meclisi vardı, seçimleri vardı, siyasi hareketleri vardı, tartışma zemini vardı. Kusurları da vardı elbette. Ama bugünkü sloganların anlattığı kadar basit değildi.

Tarihi birilerinin uydurma sloganları ile değil, belgeyle okumak gerekir.

NEVRUZ’U UNUTUP BAŞKASININ SEMBOLÜNE KOŞMAK

Binlerce yıllık bahar geleneğimiz Nevruz, bu coğrafyanın ortak kültürüdür. Türk’ün de Kürt’ün de Orta Asya’nın da Anadolu’nun da hafızasında vardır. Fakat kendi değerlerimizi siyasi kavgalara kurban edip yabancı merkezli sembolleri sahiplenmek, zihinsel savrulmadır.

Özü bize ait olanı küçümseyip, ithal edileni kutsamak bir aydınlanma değil, özgüven kaybıdır.

HAKAN AKGÜN OLARAK BEN DERİM Kİ;

“Ben emekçiye karşı değilim. Alın terine, hakkaniyetli ücrete, adil çalışma düzenine karşı hiç değilim. Ama her paketlenmiş anlatıyı sorgusuz kabul edecek kadar da saf değilim.

İşçinin hakkı savunulacaksa, bunu kendi medeniyetimizin adalet anlayışıyla da yapabiliriz.

Bana dayatılan sembolü değil, bana ait değeri sahiplenirim.

Ve bilinmelidir ki;

1 Mayıs’ı kutlamak bir tercihse, kutlamamak da bir fikirdir.

1 MAYIS’I KUTLAMAMAK DA BİR FİKİRDİR
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Akgün Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.