Dolar 18,8301
Euro 20,2076
Altın 1.134,74
BİST 4.186,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Zonguldak 5°C
Hafif Yağmurlu
Zonguldak
5°C
Hafif Yağmurlu
Per 6°C
Cum 5°C
Cts 6°C
Paz 7°C

CUMHURBAŞKANIMIZIN “TÜRKİYE YÜZYILI” TANITIM TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMA

CUMHURBAŞKANIMIZIN  “TÜRKİYE YÜZYILI” TANITIM TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMA
Wiki
A+
A-
28 Ekim 2022 19:23
131

 

CUMHURBAŞKANI SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN
AK PARTİ “TÜRKİYE YÜZYILI” TANITIM TOPLANTISINDA
YAPTIĞI KONUŞMA
28.10.2022

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN-

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Saygıdeğer Genel Başkanı, sevginin, şefkatin, merhametin, hayatın sembolü saygıdeğer hanımefendiler, gözümüzün nuru, geleceğimizin teminatı kıymetli gençler; bugün bu salonda bizlerle yüz yüze birlikte olan ve çeşitli medya mecralarından bizleri takip eden muhterem kardeşlerim, Cumhur İttifakı’nın değerli mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Cumhuriyetimizin birinci asrının son yılına girmeye hazırlandığımız şu günde Türkiye yüzyılının ahdi için bir araya geldik. İnşallah Cumhuriyetimizin 99. yıldönümünün gururuyla birlikte Türkiye yüzyılını da milli hafızamıza kazıyacağız.
Cumhuriyetimizin ilk yüzyılına Anadolu’daki, özellikle Anadolu topraklarındaki 900 yıllık varlığımızı sona erdirmek isteyen bir saldırının ardından giriş yapmıştık. Osmanlı Devleti ile birlikte milletimizi de topyekûn tarihe gömmek isteyenler bu defa Çanakkale’de veya Kût’ül-Amare’de olduğu gibi doğrudan karşımıza çıkmadılar. Bunun yerine en elverişli gördükleri aracı kullanarak Anadolu’yu işgale yeltendiler. Uzunca bir süredir devam eden savaşların yükü altında beli bükülen milletimiz, “yurdunu alçaklara uğratma sakın” diyerek son bir silkinişle milli mücadeleyi başlattı ve zafere ulaştırdı. Anadolu’daki üçüncü büyük devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilanıyla kendi içinde pek çok merhaleyi ve mücadeleyi barındıran yeni bir döneme adım attık.
Tüm sıkıntıları ve kazanımlarıyla ilk yüzyılımızı geride bırakırken önce milli mücadeledeki destansı meydan okumanın ve küllerinden yeniden doğuşun öncülerini selamlamak istiyorum.
Kardeşlerim; İstiklal Harbimizin Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bizlere üzerinde özgürce nefes aldığımız bu vatanı armağan eden tüm kahramanlarımızı rahmetle, şükranla, minnetle yad ediyorum.
Cumhuriyetimiz maalesef bu 1 asırlık geçmişinin önemli bir kısmında kendi içinde barışık yaşamadı. Emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki hesapları hiç mi hiç eksik olmadı. Bu kirli hesaplarda kullanılan maşalar da hiç eksik olmadı; dün vardı, bugün de var. Ülkemiz, milli iradenin üstünlüğüne dayanmak yerine vesayet güçlerinin güdümünde kalan yönetimlerin elinde altın kıymetinde yıllarını heba etti. Şehit Başbakan Menderes’in “Yeter, söz milletin” diyerek başlattığı demokrasi ve kalkınma hamlesi idam sehpasında kesintiye uğradı. Rahmetli Özal’ın “Devlet, millet içindir” diyerek ülkeyi tekrar demokrasi ve kalkınma rotasına sokma girişimi koalisyon dönemlerinin kaosu içinde kaybolup gitti. Aynı şekilde rahmetli Demirel’in, rahmetli Ecevit’in, rahmetli Erbakan’ın, rahmetli Türkeş’in ülke ve milletin hayrı için başlattıkları girişimler hep darbe ve vesayet duvarına çarptı. Ülkemiz vesayet yoluyla cumhuriyetle demokrasiyi birleştirmekten hep kaçınan, hatta bunları birbirinin alternatifi gibi göstermeye çalışan bir zihniyetin elinde ciddi sıkıntılar çekti.
Milletimizin teveccühü ile ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz 2002 Kasım’ında işte böyle bir Türkiye mirası devraldık. Elbette Cumhuriyetimizin ilk 80 yılında da başlatılan, bir kısmı neticeye ulaştırılan güzel işler vardı. Ama ülkemizin ulaşmış olması gereken kalkınma ve milletimizin sahip olması gereken demokrasi seviyesiyle bulunduğumuz yer arasındaki fark çok büyüktü. Biz işte bu anlayışla Türkiye’yi 20 yıl boyunca hep durmak yok, yola devam diyerek büyüttük. Geliştirdik, güçlendirdik, zenginleştirdik. Tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi yeri geldiğinde bize canı pahasına sahip çıkan milletimizin desteğiyle ülkemizin asırlık kayıplarını 20 yılda telafi edecek çalışmalar gerçekleştirdik.
Sanılmasın ki bu 20 yıl dikensiz gül bahçesi misali sadece çalışmakla geçti. Yurt içinde ve yurt dışında emperyalistlerin, vesayetçilerin ve darbecilerin ne kadar aparatı varsa hepsi de üzerimize salındı. Yeri geldi bildiriler yayınladılar, yeri geldi tuzaklar kurdular. Yeri geldi bürokratik oligarşiyi, yeri geldi terör örgütlerini harekete geçirdiler, hatta partimizi kapatmaya kalktılar. Bunlarla kalmayıp doğrudan silaha da sarıldılar. Biz hiçbir zaman şikâyet etmedik, hep mücadele ettik. Demokrasi ve kalkınma adımlarımıza çelme takılmaya çalışıldığında çözümü sadece milletin sinesinde, milli iradenin gücünde aradık. Cumhuriyetimizin ilk 100 yılının en kritik demokrasi ve kalkınma atılımını her türlü siyasi, sosyal sınıflamaların ötesine geçen bir ortak akılla, ortak iradeyle, ortak vicdanla gerçekleştirdik.
Geçmişte ayrıştırılmaya, hatta çatıştırılmaya çalışılan kim varsa, Türkiye’nin ilk yüzyılının son 20 yılına sığdırdığımız bu büyük devrime katkı vermiştir. İnancından dolayı dışlanan Müslümanın, dilinden dolayı ayrımcılığa uğrayan Kürt’ün, meşrebinden ötürü baskı gören Alevinin, haksızlığa maruz kalan bu toprakların evladı Hıristiyan ve Yahudi’nin, kısaca bu ülkede vesayetin gadrine uğrayan kim varsa herkesin yanında olduk, mücadelesine destek verdik, kayıplarını telafi ettik.
Sadece, burası çok önemli, nesillerin hayal olan Ayasofya’yı Fatih’in emanetine uygun şekilde yeniden cami olarak hizmete açmış olmamız bile küresel vesayete karşı gerçekleştirilmiş bir büyük meydan okumadır.
Kendisini hangi ideoloji, inanç ve köken kavramıyla ifade ederse etsin, bu tarihi dönemde hakkın, hakikatin, doğrunun yanında yer alan her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum.
Ne diyor Gönül Sultanı; “Aşk ile yürüyen sırtında dünyayı taşır, aşksız yürüyen beden diye ceset taşır.” Evet, biz bu 20 yılda aşk ile yürüyerek ülkemizi hedeflerine taşıdık, milletimizi hayallerine kavuşturduk.
Aşk ile çalışarak milli iradeyi güçlendirerek vesayeti adım adım gerilettik.
Demokrasiyi kökleştirerek, darbelere zemin hazırlayan şartları birer birer ortadan kaldırdık.
Güvenliği sağlayarak insanımızın bugününü huzurla yaşamasını, geleceğine umutla bakmasını temin ettik.
Ekonomiyi büyüterek refahı tabana yaymak suretiyle ülkemizi tüm fertleriyle birlikte zenginleştirdik.
Üretimi yaygınlaştırarak sanayiden tarıma her alanda istihdama, işe, aşa erişimi kolaylaştırdık.
Sosyal destekleri artırarak ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlarımızı, insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla kucakladık.
Yönetim sistemini değiştirerek 2 asırlık arayışa cevap verecek bir büyük reformu hayata geçirdik.
Dış politikamıza şahsiyet kazandırarak devletimizin gücünü, bayrağımızın şanını, milletimizin itibarını yükselttik.
Velhasıl, her alanda Cumhuriyetimizin ilk asrının eksiklerini giderecek, ikinci asrının hazırlıklarını tamamlayacak eser ve hizmetler ortaya koyduk. Böylece, takip eden değil takip edilen bir ülke haline geldik. Bugün Türkiye yüzyılı için milletimizin karşısına işte böyle bir müktesebatla, işte böyle bir karneyle, işte böyle bir mirasla çıkıyoruz. Rabbimize her gün, her an bize böyle bir milletin mensubu olma şerefini bahşettiği için dua ediyoruz.
(“Recep Tayyip Erdoğan” Sesleri) Gençler, maşallahınız var, inşallah Türkiye yüzyılını sizlerle inşa edeceğiz.
Milletimize kazandırdığımız eser ve hizmetleri, ona minnetimizi ifadenin sadece bir girizgâhı, sadece bir dibacesi olarak görüyoruz. Ömrümüzün 40 yılını siyasetçi, Belediye Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak hizmetine adadığımız insanımızın hakkını ne yapsak, ne etsek ödeyemeyeceğimizi biliyoruz. Türkiye yüzyılı vizyonumuz bu borcun ifası yolunda aşkla girişilmiş yeni bir gayrettir.
Dünyanın yeni ve hayati meydan okumalarla karşı karşıya olduğu şu dönemde Türkiye yüzyılı programımızla Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına güçlü bir başlangıç yapmak istiyoruz. Bizim açtığımız her yol gibi Türkiye yüzyılını da milletimizin zirveye taşıyacağından şüphe duymuyoruz. Milletimizin bizi her türlü makama taşıdığı bir konumdayken, Türkiye yüzyılı vizyonunu hayata geçirme karşılığında tek arzumuz, şöyle kalpten kopup gelen Allah razı olsun duasını duymaktır.
Milletimize hizmet yolculuğumuzu Türkiye yüzyılıyla zirveye çıkartıp, ardından da inşallah mücadele bayrağını devredeceğimiz gençlerimizin adım adım bu vizyonu inşasına şahitlik edeceğiz. Bunun dışında başka hiçbir beşeri hırsımız, hiçbir dünyevi kaygımız, hiçbir beklentimiz olmadığının bilinmesini isterim.
Milliyetçi Hareket Partisinin değerli Genel Bakanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve arkadaşlarına bugün burada da bir araya gelmemize vesile olan Türkiye yüzyılı inşası sürecine Cumhur İttifakı çatısı altında verdikleri samimi ve güçlü destek için hassaten şahsım ve arkadaşlarım adına şükranlarımı ifade ediyorum.
Aziz milletim, geçtiğimiz 20 yılda ülkemize eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan enerjiye, sanayiden tarıma her alanda tarihi eser ve hizmetler kazandırırken, elbette gayret gösterdiğimiz halde hayata geçiremediğimiz işler de oldu. Bunların başında ülkemizi darbe anayasası ayıbından kurtararak tamamen yeni, sivil, demokrat, özgürlükçü bir anayasa girişimlerimiz geliyor. Hükümetlerimiz döneminde pek çok anayasa değişikliğine öncülük etmiş olmamız, bu konuda halen süren eksikliği görmemize ve hayıflanmamıza mani değildir. Hücrelerine kadar vesayete hizmet etmek üzere hazırlanmış 12 Eylül darbesi Anayasasının raf ömrü çoktan doldurmuş. Bu doğrultuda başlattığımız girişimlerin bazıları Meclis safhasında, bazıları daha teklif aşamasında muhalefetin destek vermemesi sebebiyle akim kalmıştır. Her şeyiyle milli iradenin ürünü yeni bir anayasayı ülkemize kazandırmak, Türkiye yüzyılı vizyonumuzun ilk hedeflerinden biridir.
Bu yeni anayasayı ülkemizin huzurunu güçlendirecek, milletimizin refahını yükseltecek, hukukun üstünlüğünü, çoğulculuğu, adaleti, hakkaniyeti tahkim edecek, her bir vatandaşımızın özgürlüklerini garanti altına alacak, gençlerimizin geleceklerine umutla bakmalarını sağlayacak, özetle Türkiye yüzyılına yakışacak şekilde hazırlayarak Meclis’imizin takdiri ve milletimizin onayıyla hayata geçirmekte kararlıyız. Bin yıldır vatanına, bir asırdır Cumhuriyetine, 80 yıldır demokrasisine, 15 Temmuz’da da istiklaline sahip çıkmanın bedelini ödeyen milletimizin böyle bir anayasaya kavuşması en temel hakkıdır; o gün gelene kadar da boş durmayacağız.
Başı açık ve ya başı örtülü tüm kızlarımızın, hanım kardeşlerimizin eğitim ve çalışma haklarını güvence altına alacak, ayrıca aile kurumumuzu sapkın akımların tehdidinden koruyacak bir anayasa değişikliği teklifi hazırladık. İnşallah önümüzdeki hafta teklifimizi Meclise sunarak aslında tabii bir hak olan bu konunun ülkemizin gündeminden inşallah tamamen çıkmasını sağlayacağız. Zaten ülkemizin gündeminde aslında böyle bir şey yoktu, ama maalesef birileri zar-zor bunu ülkemizin gündemine soktular. Madem soktunuz, öyleyse biz de adımı atıyoruz. Her gayretimiz gibi bu girişimlerimizin gücünü de ülkemizde tesis ettiğimiz güvenden, huzurdan, özgürlük ve kardeşlik ikliminden alıyoruz.
Bu vesileyle, Malazgirt’ten bugüne istiklalimiz ve istikbalimiz için yürüttüğümüz mücadelelerde verdiğimiz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum.
Halen yurt içine ve yurt dışında görev başında olan askerimizi, polisimizi, jandarmamızı ve diğer tüm güvenlik personelimizi Rabbim korusun, esirgesin, güç ve kuvvet versin, muzaffer eylesin diyorum. (“Amin” Sesleri)
Türkiye yüzyılını, tüm bu kahramanlarımızın fedakârlıklarıyla sahip olduğumuz güven ve huzur ikliminde yükselteceğiz.
Türkiye yüzyılını, ak saçlı büyüklerimizin, gönül coğrafyamızdaki dostlarımızın, el uzattığımız mazlumların dualarıyla yükselteceğiz.
Türkiye yüzyılını, evlatlarının geleceği için yüreği kıpır-kıpır çarpan annelerin, babaların, hayata, evet, hayallerini geçirerek yükselteceğiz.
Türkiye yüzyılını, gençlerimizin teknolojiden sanata, spordan çevreye kadar tüm alanlardaki beklentilerini karşılayarak yükselteceğiz.
Türkiye yüzyılını, milli ve manevi değerlerimiz temelinde maziden atiye kurduğumuz köprüyü insani ve ahlaki sütunlarla tahkim ederek yükselteceğiz.
Türkiye yüzyılını, ülkemizi siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri, diplomatik, her alanda dünyanın en büyük 10 devleti arasına çıkartarak yükselteceğiz.
Bugün burada, terör, şiddet ve nefret suçluları gibi istisnalar dışında 85 milyonun her birinin birinci sınıf vatandaşlığını güçlendirmenin sözü için bir araya geldik. Yıllarca ülkemizi kutuplaştıran, insanımızın birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin ürünü olan muhabbet iklimine zarar veren tüm tartışmaları, tüm ayrışmaları bir kenara bırakmanın ahdi için bir araya geldik; Zira Türkiye yüzyılı işte bu.
Cumhuriyetimize adını veren cumhurun, yani halkımızın siyasetin de, yönetimin de, ekonominin de, asli öznesi olma konumunu güçlendirmenin kavli için bir araya geldik.
Ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma, insanımıza hakkı olan tüm imkânlara kavuşturma irademizi teyit için bir araya geldik.
Bugün burada, milletimize verdiğimiz her sözü samimiyetle yerine getirmenin gayreti içerisindeki bir kardeşiniz, bir siyasetçi, bir yönetici olmanın gönül rahatlığıyla sizlerin huzurundayım.
Hayatının her alanı ülkesine ve milletine hizmete adamış bir fert olmanın getirdiği tecrübenin verdiği güvenle sizlerin huzurundayım. Derdi sadece millet olan, hep doğrunun, hakkın, erdemin peşinde koşmaya gayret etmiş bir dava adamı sıfatıyla sizlerin huzurundayım. Sultan Alparslan’dan Osman Beye, Fatih Sultan Mehmet’ten Yavuz Sultan Selim’e, Abdülhamid Han’dan Gazi Mustafa Kemal’e ve bugüne uzanan bir emaneti hakkıyla temsil etme iddiasıyla sizlerin karşısındayım.
Evet, bugün burada, ilhamını ecdadın bin yıllık şanlı mazisinden, cesaretini kendimizin 40 yıllık birikiminden, ufkunu evlatlarımızın önümüzdeki bir asırlık beklentilerinden alan Türkiye yüzyılının müjdesini paylaşıyoruz.
Cumhuriyetimizin 99 yılını 2023’te 100’e tamamlarken, bütün dikkatimizi, enerjimizi, çabamızı Türkiye yüzyılının inşasına hasredeceğimizin kararını kulağı ve kalbi açık herkesle paylaşıyoruz.
Türkiye yüzyılının ülkemizle birlikte bölgemizden başlayarak dünyanın her yerine demokrasi, kalkınma, barış, refah götürecek bir devrimin de adı olduğunun muştusunu tüm insanlıkla paylaşıyoruz. Hayırlısı olsun, hayırlı olsun diyorum, daha nice hayırlı adımlara vesile olsun.
Aziz milletim; dünyanın siyasi ve ekonomik krizlerin pençesinde kıvrandığı bir dönemde Türkiye yüzyılı vizyonu gibi bir program vaadiyle sizlerin huzuruna çıkmak kolay değil. Üstelik Cumhuriyetimizin ilk 99 yılının hangi sıkıntılarla, hangi sancılarla, hangi sarsıntılarla geçtiğini de biliyoruz. Geçtiğimiz 20 yılda yaptıklarımızla asırlık eksiklerimizin çoğunu gidermiş, ülkemizi en üst lige çıkarmış olsak da bunu yeterli görmüyoruz. Öyle kritik bir eşikteyiz ki, bundan sonra atacağımız adımlarla ya bu ligin ön sıralarındaki yerimizi alacağız ya da tekrar geriye düşme riskiyle karşı karşıya kalacağız.
Ülkemizi Türkiye yüzyılı vizyonuyla asırlık hedeflere yöneltirken, üstesinden gelinmesi hakikaten çok zor bir yükün altına giriyoruz. Ömründe tuğla üstüne tuğla koymamış, bir gönül tamir etmemiş, herhangi bir esere ve hizmete imza atmamış olanların rahatlığı değerli kardeşlerim, sizleri yanıltmasın. Ne diyor gönül sultanı? Kamil odur ki koya dünyada eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser. Evet, eğer ülke ve millet olarak eser üstüne eser koyarak yolumuza devam etmezsek, bir süre sonra yerimizde yeller esmesi kaçınılmazdır.
Sözümüz işiten kulaklara, gören gözlere, hakkı konuşan dillere, kapısı açık kalpleredir. Türkiye yüzyılı; kimlik siyaseti yerine birlik siyasetidir, kutuplaştırma siyaseti yerine bütünleştirme siyasetini, inkâr siyaseti yerine kucaklama siyasetini, tahakküm siyaseti yerine özgürlük siyasetini, nefret siyaseti yerine sevgi siyasetini ikame etmenin adıdır. Türkiye yüzyılı; hakiki icraatları samimi kabullerle buluşturmanın, insani değerleri ideolojik fanatizmin önüne geçirmenin, hakkı teslim etmeyi bağnazlığa yeğ tutmanın, gerçeklere sırtını dönenlerin yönünü hakikate çevirmenin, böylece hep birlikte daha büyük hedeflere yöneleceğimiz yeni bir başlangıcın adıdır.
(VTR Gösterildi)
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Katıldığımız açılış törenlerinin ardından mutlaka alıp arşivimize koyduğumuz her makası, ülkemizin kalkınma adımlarının birer izi olarak görüyoruz.
Ülkemizdeki her bir ferdin şahsımı ve siyasetimi takdir etmeyerek tercihini farklı yönde kullanma hakkı elbette vardır. Bizim tek isteğimiz şu gerçeklerin teslim edilmesidir:
Bugün ülkemizde evladının anasınıfından üniversiteye kadar tüm kademelerde en iyi eğitimi almasını isteyen her aile bu imkâna isterse hiçbir maddi külfete girmeden sahiptir.
Sağlık sorunu yaşadığı için hastaneye giden insanımız teşhisi, tedavisi, ilacıyla dünyada emsali olmayan bir hizmeti en kaliteli ve ücretsiz bir şekilde almaktadır.
Yaşlı ve engelli gibi dezavantajlı vatandaşlarımıza evde bakım dahil her türlü hizmet sunulmakta, düşük gelirli ailelerimiz kapsamlı yardımlarla desteklenmektedir.
Gözü gibi bakıp büyüttüğü evladını askere gönderen anne-babalar çocuğunun başını ezdiğimiz terör örgütünün tehdidine maruz kalmayacağını bilmektedir.
Evini doğal gazın kolaylığı, temizliği ve ekonomikliğiyle ısıtan, mutfağında, banyosunda aynı imkâna sahip kardeşlerimiz hayatlarını konforla sürdürmektedir.
Barajlarda, göletlerde, sulama tesisleriyle donattığımız topraklarımızın bereketiyle üretimi artan, kazancı çoğalan çiftçimizin refah düzeyi yükselmektedir.
TOKİ’den veya müteahhitten aldığı evinde güvenle oturan, sahip olduğu otomobilini keyifle kullanan vatandaşımız için bunlar standart hayat seviyesi haline gelmiştir.
Yaptığımız bölünmüş yollarda ve otoyollarda güvenli seyahat eden, isterse hızlı trenle, isterse uçakla gideceği yere çabucak ulaşan insanımız kendine daha çok vakit ayırabilmektedir.
Sessiz devrimler sayesinde yıllarca ülkemizde ezilen, horlanan, ötekileştirilen tüm kesimler hak ve özgürlüklerini en geniş şekilde kullanabilmektedir.
Daha açık bir ifadeyle, bizim arzumuz; bu ülkede sadece yanlışı söylemekle kalmayıp doğruya doğru diyecek, hakkı teslim edecek bir anlayışı hakim kılmaktır.
Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizde hizmet devrimini nasıl hayata geçirdiysek, Türkiye yüzyılıyla birlikte inşallah böyle bir zihniyet devrimini de gerçekleştireceğiz. Ülkesinin kazanımlarıyla gurur duyan, milli çıkarları her şeyin üstünde tutan, tehditler ve saldırılar karşısında tek yürek, tek bilek olan bir siyaset özlemimizin Türkiye yüzyılıyla hayata geçeceğini ümit ediyoruz.
Aziz milletim; Hükümete ilk geldiğimizde Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak demiştik. Birileri o zaman bu sözümüzü kendilerince küçümsemiş, istihza ile karşılamıştı. Aslında bunların küçümsedikleri bizim sözümüz değil bizim nezdimizde bizatihi milletimizin kendisiydi. Başını soktuğu derme-çatma gecekondusunda gece yarısı kalkıp bizim için dua eden piri fanileri küçümsüyorlardı. Vesayetin desteğiyle eğitimden iş hayatına her alanda dışladıkları, önünü kestikleri gençlerimizi küçümsüyorlardı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasını kendi statülerinin sembolü olarak gördükleri için oraya gelen halk çocuklarını küçümsüyorlardı. Asker evladının yemin törenini tel örgüler ardından yaşlı gözlerle izleyen yemenili anneleri, sakallı babaları küçümsüyorlardı. Sadece kendilerine hak gördükleri kamu hizmetlerine talip olan, orta ve büyük ölçekli özel sektör girişimlerinde yer almak isteyen insanımızı küçümsüyorlardı.
Biz hiçbir zaman ayrım yapmaksızın milletimizi tüm fertleriyle işte bu zihniyetin küçümsemesinden de, dışlamasından da, engellemesinden de kurtaracak adımları attık. Eğitimden girişimciliğe her alanda fırsat eşitliğini temin edecek eserler verdik, hizmetler gerçekleştirdik. İnsanımızı gelişmiş ülkelerde ne varsa hepsine sahip olabileceği, üstelik bunlara güçlü bir sosyal devlet şemsiyesi altında kolayca ulaşabileceği bir altyapı kurduk. Ülkemizin 20 yılda nereden nereye geldiğini şöyle özetle hatırlamak, bize Türkiye yüzyılının anlamını daha iyi gösterecektir.
Eğitimde yükseköğretim dahil 10,3 milyar lira olan yıllık bütçeyi nereye çıkardık biliyor musunuz? 304 milyar liranın üzerine çıkardık. Derslik sayımızı 343 binden 612 bine yükselttik. Yeni atadığımız 750 bin öğretmenle toplam öğretmen sayımızı 1 milyonun üzerine çıkardık. Toplam 3,5 milyar adet ders kitabını öğrencilerimize ücretsiz olarak dağıttık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e, akademik personel sayımızı 70 binden 184 bine ulaştırdık. Katsayı adaletsizliğine son vererek evlatlarımıza yükseköğrenimde fırsat eşitliği sağlarken mesleki eğitimi de yeniden cazip hale getirdik.
Değerli kardeşlerim; sağlıkta hastane yatak sayımızı 164 binden 264 bine çıkardık. Toplamda 28 bin 987 yataklı 20 şehir hastanemizi tamamlayıp onları da hizmete sunduk. Halen 15 bin 75 yatak kapasitesine sahip 13 şehir hastanemizin inşasına devam ediyoruz.
Sağlık personeli sayımızı 1 milyon 350 bine çıkartarak sağlık kuruluşlarımızı en modern araç-gereçlerle donatarak milletimize en kaliteli hizmetin verilmesini sağladık.
Gençlik ve sporda gençlik merkezi sayımızı 9’dan 419’a yükselttik. Toplam spor tesisi sayımızı 1575’ten 4290’a çıkardık. Yükseköğrenim yurt yatak kapasitemizi –burası da çok önemli- 182 binden 850 bine ulaştırdık.
Fakat şimdi bir yere daha geliyorum; yükseköğrenim burs ve kredi tutarını lisans öğrencileri için, göreve geldiğimizde 45 liraydı, şimdi ne oldu? 850 liraya çıkardık. Yüksek lisans öğrencileri için 90 liraydı, onu da 1700 lira yaptık. Doktora öğrencileri 135 liraydı, 2550 liraya yükselttik. Yurtlarımızda kalan öğrencilerimize aylık 800 lira beslenme yardımı yapıyoruz.
Aile ve sosyal hizmetlerde son 20 yılda ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza toplam 540 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Engelli vatandaşlarımıza verdiğimiz diğer desteklerin yanı sıra, engelli memur sayımızı 5777’den 66 bine ulaştırdık. Yaşlılarımıza evde bakımdan gündüzlü bakıma kadar pek çok hizmet sunuyoruz.
Devlet korumasındaki çocuklarımızı önceliği ailelerinin yanında kalmalarına vererek eğitimden istihdama her alanda destekliyoruz. Sosyal yardım şemsiyemizi elektrikten doğal gaza pek çok başlıktaki destekle gerçek ihtiyaç sahibi her aileyi kapsayacak şekilde genişletiyoruz.
Şehit yakını ve gazilerimize hayatın her alanında sahip çıkıyoruz.
Bir insanlık suçu olarak gördüğümüz kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda çok önemli mesafe kat ettik. Kadın hakları ile ailenin korunmasını birbirinin alternatifi değil, birbirinin tamamlayıcısı gören bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Çalışma ve sosyal güvenlikte, net askeri ücreti hem çalışanı, hem işvereni koruyacak tedbirlerle 184 liradan 5 bin 500 liraya çıkardık. Aktif sigortalı sayımızı 12 milyondan aldık 25,3 milyona, toplam istihdamı 31 milyonun üzerine yükselttik.
Adalette, hakim ve savcı sayımızı FETÖ ihanet çetesi mensuplarında yaptığımız büyük temizliğe rağmen 9 bin 349’dan 22 bin 727’ye yükselterek kürsülerdeki eksikleri giderdik. Mahkeme sayısını adli yargıda yüzde 91, idari yargıda yüzde 42 arttırarak, 278 hizmet binası inşa ederek yargı teşkilatımızın altyapısını güçlendirdik.
İç işlerinde, ülkemizin güvenliği için gece-gündüz çalışan Emniyet Genel Müdürlüğümüzün, Jandarma Genel Komutanlığımızın, Sahil Güvenlik Komutanlığımızın personel sayısını toplamda 538 bine çıkardık. Her türlü suçla ve suçluyla mücadeleyi etkinleştirerek… (“Urfa Seninle Gurur Duyuyor” Sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz. İnsanlarımızın sokakta, evinde, iş yerinde huzurla hayatlarını sürdürebilmesini sağladık.
Kamu yönetim sisteminin en alt birimi olan muhtarlıklarımıza, valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler nezdinde muhataplıklar tesis ettik. Demokrasimizi uç beyleri muhtarlarımızı asgari ücret düzeyinde gelire kavuşturarak, sosyal güvenlik primlerini karşılayarak, daha pek çok sorunlarını çözerek her alanda güçlendirdik.
Afet yönetiminden eğitim ve yardım faaliyetlerine kadar geniş bir alanda sivil toplum kuruluşlarımızın sayısını 76 binden 122 bine yükselterek, kurumsal kapasitelerini genişleterek, maddi destek vererek etkinliklerini arttırdık. Dünyanın en etkin afet yönetim kurumu olan AFAD’ı kurarak, arama- kurtarmada zararların telafine kadar her konuda vatandaşlarımızı sahipsiz bırakmadık.
Düzensiz göçle etkin mücadele için 18 bin kişi kapasiteli 30 geri gönderme merkezi kurduk. Suriye’de oluşturduğumuz güvenli bölgelere yaklaşık 530 bin kişinin gönüllü dönüş yapmasını temin ettik.
Milli savunmada, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Pençe, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı Harekâtları ve Pençe Kilit Operasyonuyla güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu parçalayıp attık.
Darbe ve cunta izlerinden temizlediğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin dünyanın en güçlü orduları arasındaki seçkin yerini tahkim ettik.
Ulaştırmada bölünmüş yol mesafemizi 6 bin 100 kilometreden 28 bin 722 kilometreye, otoyol uzunluğumuzu 1,714 kilometreden 3 bin 633 kilometreye çıkardık.
Kara yolu tünel sayımızı 83’ten 469’a, kara yolu tren uzunluğumuzu 50 kilometreden 664 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 731 kilometreye yükselttik.
Toplam 1460 kilometre uzunluğunda hızlı tren ağı, ilaveten toplam 2 bin 102 uzunluğunda yeni demir yolu ağı yaparken 8 bin 547 kilometre uzunluğunda mevcut hattı da elektrikli ve sinyalli hale getirdik.
Hava yollarında 26’dan devraldığımız havalimanı sayımızı 31 ilaveyle 57’ye, denizcilikte tersane sayımızı 37’den 84’e çıkardık.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde, 2002 yılında sadece 3 bin olan geniş bant abone sayısını 89,5 milyona, elektronik devlet kullanıcı sayısını 61 milyona yükselttik. İnşallah fiber internet altyapımızı da süratle yaygınlaştırarak yakında hedeflerimize uygun seviyeye getireceğiz.
Çevre, şehircilik ve iklim değişikliği alanında, TOKİ eliyle ülkemize toplam 1 milyon 170 bin konut ürettik, 3 milyon konutun dönüşümünü tamamladık, 12 milyon vatandaşımızın güvenli konutlarda yaşamasını sağladık.
Ayrıca, 45 ilimizde 80 tarihi kent merkezimizi yeniliyor, 30’dan fazla sanayi alanımızı şehir dışına taşıyoruz.
Son olarak, 500 bin sosyal konut, 1 milyon konut amaçlı arsa, 50 bin iş yeri hedefimizi milletimizle paylaştık. Bu büyük projenin ilk etabı olan 250 bin sosyal konutu, 100 bin konut arsasını ve 10 bin iş yerini 2 yıl içinde tamamlıyoruz.
81 şehrimize 81 milyon metrekare millet bahçesi yapma hedefimiz, Türkiye genelinde 455 millet bahçesini hizmete açtık veya inşasına devam ediyoruz.
Tarım ve ormanda son 20 yılda çiftçilerimize verdiğimiz toplam 216 milyar lira tutarındaki tarımsal destek, cari değerle 500 milyar liraya yakın bir rakama tekabül ediyor.
Daha önce 40 milyar lirayı bile bulmayan tarımsal gayrisafi yurt içi hasılamızı geçtiğimiz yıl itibariyle 407 milyar liraya yükselttik.
Baraj sayımızı 276’dan 930’a, hidroelektrik santrali sayımızı 97’den 730’a, içme suyu tesisi sayımızı 84’ten 370’e ve sulama tesisi sayımızı 1764’ten 3 bin 325’e çıkardık.
Dünyada orman varlığını arttıran ender ülkelerden biriyiz.
Hayvan varlığımızı ihtiyacını karşılayacak seviyeye getirirken, evcil hayvanların korunması konusunda da dünyanın en ileri düzenlemelerini gerçekleştirdik.
Hazine ve maliyede, milli gelirimizi 238 milyar dolardan aldık 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik.
Satın alma gücü paritesine göre, ülkemizi dünyanın en büyük 11’inci, Avrupa’nın 4’üncü büyük ekonomisi konumuna çıkardık.
Ülkemiz gayrisafi yurt içi hasıla bakımından son 20 yılda reel olarak yüzde 172 ve dolar bazında yüzde 237 büyüme kaydetti.
Yılda ortalama yüzde 5,5 büyüyen Türkiye ekonomisi, 2021 yılında bunu ikiye katlayarak yüzde 11 seviyesine ulaştı. İnşallah enflasyonu kontrol altına alarak ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütmeyi sürdüreceğiz.
Ticarette ihracatımızı 36 milyar dolardan aldık, 250 milyar doların üzerine çıkarırken dünyada 228 ülke ve bölgeye yaygınlaştırdık. Dış ticaret hacmimizi de 500 milyar dolara ulaştırdık.
Bin yıldır milletimizin bel kemiği olarak gördüğümüz esnaf ve sanatkârlarımızı tüm imkânlarla destekledik, güçlendirdik.
Dışişlerinde, dış temsilcilik sayımızı 163’ten 255’e çıkartarak temsil ağımızı yaygınlaştırdık.
Ülkemizi tüm uluslararası platformlarda söz ve etki sahibi bir konuma yükselttik.
Savunma sanayinde, kendi ihtiyacımızı karşılamanın ötesinde, İHA’lar, SİHA’lar, Akıncı’lar, kara araçları, deniz platformları başta olmak üzere 170 ülkeye savunma sanayi ürünleri ihraç edebilen bir ülke durumuna geldik. Buyurun şimdi ekranda izleyelim.
(VTR Gösterildi)
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, asırlık eksiklerimizi 20 yılda tamlayarak ülkemizi savunma sanayinde zirveye doğru taşıyoruz.
Sanayi ve teknolojide kurduğumuz 152 yeni organize sanayi bölgesi, 29 endüstri bölgesi ve 94 teknoparkla ülkemizin üretim gücünü artırdık.
Milli uzay programımızı ulaştırarak bir vatandaşımızı önümüzdeki yıl uluslararası uzay istasyonuna gönderme hazırlıklarını başladık.
Yarın yerli otomobilimiz TOGG’un fabrikasında ilk aracı yarın 29 Ekim’de banttan indiriyoruz.
Ülkemizi salgın ve savaşta sarsılan dünyanın yeni üretim ve tedarik merkezi haline getirecek altyapıyı kurduk, geliştirdik, şimdi de büyütüyoruz.
Enerjide, toplam kurulu gücümüzü, buna çok dikkat edin, 31 bin 846 megavattan 101 bin 518 megavata yükselttik; nereden nereye.
Karadeniz’de toplam 540 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfettik, inşallah yakında enerjide yeni müjdelerin sevincini milletimizle, sizlerle paylaşacağız.
Yerli ve yenilenebilir enerji üretimine yaptığımız yatırımlarla ülkemizin dışa bağımlılığını merhale-merhale azaltıyoruz. İşte Rusya’yla yaptığımız görüşmeler neticesinde Sayın Putin’in de açıklamalarını duydunuz ve o da nedir? İnşallah, Rusya’dan doğal gazı TürkAkım olarak Türkiye’den dağıtımını Avrupa’ya yapacağız. Bunlar durup dururken olmadı, bunlar işte gerçek manada diplomasi nedir, bu diplomasinin işletilmesiyle oldu.
Kültürde ve turizmde, dünya mirası listesinde olan varlık ve alan sayımızı arttırdık. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz vasıtasıyla restore edilen eser sayımızı, burası da çok önemli, 46’dan 5 bin 781’e çıkardık.
Salgının en çok vurduğu turizm sektöründe zararlarımızı hızla telafi etmekle kalmıyor, 50 milyon turist, 44 milyar dolar turizm geliri hedefimize doğru ilerliyoruz; durmak yok, yola devam.
TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, TRT gibi kurumlarımız vasıtasıyla tüm gönül dostlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz.
Sevgili kardeşlerim; görüldüğü gibi ne kadar özetlersek özetleyelim eser ve hizmetlerimiz anlatmakla bitmiyor. Tabii bunlar şimdiye kadar yaptıklarımız, şimdi geliyorum toplantımızın asıl yönüne.
Bir de, Türkiye yüzyılı programıyla Cumhuriyetimizin ikinci asrı için yapmayı hedeflediğimiz çalışmalar.
Biz, her seçimde milletimizin karşısına herkesi kendine hayran bırakan dev projelerle çıkmış bir siyasi kadroyuz. Hamdolsun, verdiğimiz sözlerin hemen tamamını gerçekleştirerek milletimizin hizmetine sunmayı başardık.
Şimdi bu çerçevede, Kanal İstanbul projesi; muhalefet ne diyor? Kanal İstanbul’a karşı çıkıyor. Ya siz zaten bugüne kadar neye karşı çıkmadınız ki? Her atılan adıma karşı çıktınız, çünkü dikili bir taşınız yok yahu. Biz Kanal İstanbul yapacağız diyoruz, onlar diyor ki, olmaz. Ya yapacağız, bak köprünün temelini attık Kanal İstanbul’da, şu anda o yürüyor, inşallah yakında da Kanal İstanbul’un çalışmaları başlayacak ve İstanbul Boğazını çevre tehdidinden kurtaracağız; neyle? Kanal İstanbul’la, ama bu muhalefetin kafası basmaz, anlamaz bunlar anlamaz.
Az önce 18 Mart Çanakkale Köprüsünü gördünüz değil mi? Bunlar ona da hayır diyorlardı, yaptık. Yavuz Sultan Selim Köprüsüne de hayır diyorlardı, yaptık. Osman Gazi’ye de hayır diyorlardı, yaptık. Ya siz ne derseniz deyin, biz yürüyoruz, yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan, sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan diyerek yolumuza devam ediyoruz.
Ve bu proje Türkiye yüzyılımızdaki sözlerimizden biri olarak hedeflerimiz arasındaki yerini korumaktadır. Seçim tarihine kadar elbette milletimizle paylaşacağımız yeni projelerimiz de olacak.
Bugün sizlere sadece Türkiye yüzyılı vizyonumuzun ruhunu, felsefesini, özünü anlatmak istiyorum.
Kardeşlerim; Türkiye yüzyılı, sürdürülebilirliğin yüzyılıdır. Bu anlayışla ülkemizde hayatı tüm unsurlarıyla kucaklayan ekosistemi güçlendirirken, dünyada da aynı yönde adımlar atılması için mücadele edeceğiz. Sürdürülebilirliğin ana eksenini oluşturan çevrenin korunması, ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme alanlarında tüm kurumlarımızla ve tüm taraflarla birlikte ortak hedeflere yürüyeceğiz.
Türkiye yüzyılı, huzurun yüzyılıdır. Dünya, göçün sembolü haline dönüştüğü derin ekonomik adaletsizlikler, sosyal parçalanmalar, siyasi savrulmalar yaşarken, biz tam ortasında bulunduğumuz bu sıkıntılı fotoğraftan da ayrışıyoruz. Kendi güvenlik ve refahlarından başka bir öncelikleri olmayanların aksine, biz, huzuru bölgemizle ve tüm dünyayla birlikte oluşturacağımız ortak iklimde aramaya devam edeceğiz.
Biz ne dedik? Dünya beşten büyüktür, bu çağrının temelinde bir anlayış var.
Değerli kardeşlerim; Türkiye yüzyılı, başarının yüzyılıdır. Biz de bu toprakları vatan yapan ecdadımızdan aldığımız ilhamla, girdiğimiz her mücadeleyi başarıyla sonuçlandıracak özgüvene, dirayete, azme, kabiliyete sahip olduğumuzdan şüphe etmiyoruz. Ülkemizi daha nice başarılarla, daha nice ilklerle, en’lerle tanıştırarak Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ülkemizi zirveye çıkartmakta kararlıyız.
Türkiye yüzyılı, güven ve istikrarın yüzyılıdır. Küresel düzeyde, söz, etki, üretim, ihracat, istihdam, özellikle bu istihdam gücünü kazanan ülkemiz, bunu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle garanti altına aldığımız güven ve istikrar iklimi sayesinde elde etmiştir. Bölgesinde ve dünyada gücü giderek artan Türkiye’nin, yönetimde istikrar ve güvene sıkı sıkıya sahip çıkması halinde ulaşamayacağı hedef yoktur.
Günü kurtarmak değil, geleceği inşa etmek için, istikrarı tahkim ederek ülkemize eser ve hizmet kazandırmayı sürdüreceğiz. Ülkemizi bu sayede en kısa sürede 1 trilyon dolar dış ticaret hacmine, 100 milyar dolar turizm gelirine kavuşturacağız.
Türkiye yüzyılı, üretimin yüzyılıdır. Yerli ve milli, yenilikçi ve yeşil üretim ekonomisi anlayışıyla, milli teknoloji hamlemizin desteğiyle sanayiden tarıma her alanda dünyadaki rekabet gücümüzü arttırıyoruz.
İleri teknolojiye dayalı yüksek katma değerli, geniş pazarlı, istihdamı arttıran doğru üretim alanlarını destekleyerek Türkiye’yi en büyük küresel sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline getireceğiz. Önümüzdeki dönemi bu doğrultuda yeni ve etkin üretim stratejilerini konuşup hayata geçireceğimiz bir sürece dönüştürüyoruz.
Türkiye yüzyılı, verimliliğin yüzyılıdır. Salgın ve savaşın tetiklediği ekonomik dalgalanmalar küresel düzeyde enerji, sağlık ve gıda krizlerini derinleştirirken, biz bu kötü gidişten ayrışmayı zaten başardık. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütecek Türkiye Ekonomi Modeli programını da verimlilik üzerine bina ediyoruz. Kendimiz ve dünya için hayati öneme sahip alanlarda üretimi ve ihracatı arttıracak, yeşil kalkına devrimine katkı verecek faaliyetleri verimlilik ilkeleriyle daha da geliştireceğiz.
Türkiye yüzyılı, gücün yüzyılıdır. Yerli ve milli kalkınma stratejileri doğrultusunda attığımız her adım ve kazandığımız her başarı, ülkemizin gücüne güç katmaktadır. Ülkemizin siyasi ve ekonomik bir güç olarak küresel düzeydeki yükselişini ahenkli bir yönetim ve daha da geliştirebileceğimiz altyapılımızla sürdüreceğiz.
Hiçbir alanda duraklamaya veya gerilemeye mahal vermeden doğru hedefler, doğru kararlar, doğru adımlar yoluyla büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını tamamlayacağız.
Türkiye yüzyılı, dijitalin yüzyılıdır. Çağı yakalamaya çalışan ülkeden, çağa yön veren ülkeye giden bir yolculuk içerisindeyiz. Bunun için dijital teknolojiler alanında ülkemizi Metaverse’den Blokzincir’e kadar her alanda en üst seviyeye çıkartacağız.
Dünyanın en yaygın ve en etkin elektronik devlet altyapısını kurmuş, orta ve yüksek teknolojiye dayalı üretimini hızla geliştiren bir ülke olarak küresel dijital devrim ekonomisinin de öncülüğünü yapacağız.
Türkiye yüzyılı, iletişimin yüzyılıdır. Millet ve devlet, ülkemizle diğer ülkeler arasındaki iletişimi hızlı, sürekli ve şeffaf hale getirecek düzenlemeleri, sosyal huzurun ve milli güvenliğin teminatı olarak görüyoruz. Vatandaşımızı ve dünyayı güvenilir kaynaklar aracılığıyla doğru ve zamanında bilgilendirecek altyapıyı güçlendirmeyi, dezenformasyona karşı etkili tedbirler almayı sürdüreceğiz.
Türkiye yüzyılı, bilimin yüzyılıdır. Bilimin ve teknolojinin ilerleyişinin, insanlığın geleceğini ne yönde etkileyeceğinin farklı boyutlarıyla tartışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizde insanımızın hayat kalitesini arttırmaya yönelik kamuda ve özel sektörde yürütülen bilimsel çalışmaları destekleyerek, bu alanda da söz ve iddia sahibi konuma ulaşmayı planlıyoruz.
Uluslararası sıralamaların ilk 500’ünde en az 10 üniversitemizin yer almasını sağlayacak, 2030 yılında 10 milyonu bulacağı öngörülen uluslararası öğrenci sayısından halen 300 bine yakın olan payımızı 1 milyona çıkartacağız.
Türkiye yüzyılı, kalkınmanın yüzyılıdır. Tarihimizin en büyük kalkınma atılımını gerçekleştirirken küresel krizler karşısında kendi önceliklerimizi korumayı da başardık. Ülkemizi 81 vilayetiyle kavuşturduğumuz, her alanda çağın ihtiyaçlarına cevap verecek, hatta kimi alanlarda gelişmiş devletlerin önüne geçilecek altyapı daha da geliştireceğiz. Küresel krizi fırsata dönüştürerek ülkemizi asıl hedeflerine ulaştıracak yeni bir ekonomik ve sosyal kalkınma atılımını gerçekleştirmenin eşiğindeyiz.
Milli gelirimizi artırdıkça her kesimden insanımızın bundan hak ettiği payı adil bir şekilde almasını da sağlayacağız.
Türkiye yüzyılı, barışın yüzyılıdır. Dört bir yanımızda savaşın, çatışmaların ve gerilimlerin arttığı bir dönemde tüm taraflarla eşit, ahlaki, adil bir ilişki tesis ederek barış için samimi gayret gösteren tek ülke durumundayız. Milli menfaatler, uluslararası ilkeler ve çok yönlü dengeler üzerinde hem masada, hem sahada sergilediğimiz insani ve vicdani duruş giderek daha çok takdir topluyor. Önümüzdeki dönemde bu yaklaşımımızı daha da genişletip etkinleştirerek insanlığın hizmetine sunmayı sürdüreceğiz.
Türkiye yüzyılı, değerlerin yüzyılıdır. Tarihin hepsine de sahip çıktığımız en kadim medeniyetlerinin membaı bu toprakların bugünkü sakinleri olarak insanlığın ortak değerlerini korumakla da yükümlüyüz. Bizimle birlikte geniş bir coğrafyanın kültürel ve sosyal ahengin güvencesi olan bu kadim değerleri yeni gerçekler ışığında zenginleştirerek sonraki nesillere aktaracağız.
Türkiye yüzyılı, haklının yüzyılıdır. Hayatımız boyunca güçlünün değil haklının üstün olduğu bir siyasi ve sosyal düzenin inşası için çalıştık, çabaladık. Temel özgürlüklerin eksiksiz kullanılabilmesini temin ederek haklının güvencesi ve doğrunun tarafı olacak bir demokrasi işleyişini sağlamak almak istiyoruz. Bunun için köken ve inanç başta olmak üzere hiçbir ayrım gözetmeksizin her bir bireyin hakkını, hukukunu, geleceğini teminat altına alacak düzenlemeleri hep birlikte daha da geliştireceğiz.
Türkiye yüzyılı, şefkatin yüzyılıdır. İnsanlığın vicdanının sükûta büründüğü her durumda ve her yerde bizim sesimiz aynı gürlükte çıkmaya devam etmiştir. Şefkatin, merhametin, vicdanın rafa kaldırıldığı bir dünyanın herkes için yaşanılmaz hale geleceği inancıyla bu mücadelemizi küresel düzeyde sürdürüyoruz. Kadim devlet geleneğimizden aldığımız ilhamla sosyal destekler başta olmak üzere her alanda vatandaşımıza daha kuşatıcı hizmetler sunacağız.
Türkiye yüzyılı, istiklalin ve istikbalin yüzyılıdır. Bugün güçlüyüz, yarın daha da güçlü olacağız. İnsanlarımızın tamamının istiklalinden emin bir şekilde istikbaline güvenle bakacağı bir Türkiye için yeni projeler, yeni programlar, yeni eserler, yeni hizmetler peşinde koşmaya devam edeceğiz.
Gençler; Türkiye yüzyılı, gençlerin yüzyılıdır. İstikbalimizin teminatı gençlerimizi eğitimden spora her alanda TEKNOFEST ruhuyla en üst düzeyde yetiştirmek, bunlar için gereken altyapıyı önemli ölçüde tamamladık. Bu temel üzerinde gençlerimizi kökü mazide olan ati anlayışıyla değerlerine bağlı, ne istediğini bilen, geniş ufuklu, azimli, donanımlı, çalışkan bireyler olarak geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz.
Sevgili kardeşlerim; sadece çok kısa başlıklar ve birkaç cümlelik açıklamalarla çizmeye çalıştığım bu resim Türkiye yüzyılının siluetidir. Milletimiz bu silueti netleştirecek, hayalleri gerçeğe dönüştürecek özgüvene sahiptir. Gerçek devrimler, gerçek reformlar, gerçek dönüşümler milletin özünden çıkıp gelen enerjinin, hareketin, çabanın neticesi olarak hayat bulur. Ülkemizi yıllarca özgürlüklerden ve zenginliklerden uzak tutanlar güçlerini milletimizin özgüveninin önünü kapatmış olmalarından alıyordu. Ne zaman ki bu set yıkıldı, işte o zaman Türkiye bambaşka bir görünüme büründü. Menderes’in ilk kazmayı vurduğu, Özal’ın ilk gediği açtığı bu seti kökünden söküp atmak hamdolsun bizlere nasip oldu. Tabii bu arada kaybolup giden nesillerin hesabını sormak da bize düştü. Kılığından kıyafetinden dolayı Ankara’ya alınmayan köylümüzün, inancından ve kültüründen dolayı aşağılanan mütedeyyin vatandaşlarımızın, Yassıada’da onurları çiğnenen milli irade temsilcilerinin, Mamak ve Diyarbakır zindanlarında işkenceye maruz kalan evlatlarımızın, hülasaten horlanan, hakir görülen, ezilen, dışlanan, haksızlığa maruz bırakılan her insanımızın davası unutmayın bizim davamızdır.
Bunun için hep daha fazla demokrasi, daha fazla eser ve hizmet, daha fazla özgürlük, daha fazla adalet, daha fazla fırsat eşitliği için çalıştık. Yeri geldiğinde yedi düvele kafa tutarak, yeri geldiğinde siyasetin ve diplomasinin inceliklerini kullanarak insanımızın tüm dünyada başı dik bu şekilde gezebilmesini sağladık. Bize ödetilen bedellere hiç bakmadan adaletsiz kalkınma, kalkınmasız adalet olmayacağı anlayışıyla tüm gönüllere girmek için uğraştık didindik. Hakkâri’den Ankara’ya, Ardahan’dan İzmir’e, Şanlıurfa’dan İstanbul’a ülkemizin her şehrini aynı eğitim, aynı sağlık, aynı ulaşım, aynı spor imkânlarıyla buluşturmanın mücadelesini verdik. Artık bu ülkede evladını okula gönderemediği için yoksulluğa kurban verme veya terör örgütüne kaptırma endişesi duyan ailelerin sitemini değil çocuğunun diploma törenini gururla seyreden ailelerin şimdi sevincini paylaşıyoruz. Artık bu ülkede doktora götürmek için yola çıktığı hasta evladını Zap Suyu’na kaptırıp Ankara’ya ses gitmiyor ağıtları yakanların türkülerini değil evine gelen doktora, bir adım ötesindeki hastaneye bakıp Allah devlete zeval vermesin diyen insanlarımızın dualarını dinliyoruz. Artık bu ülkede bize adeta bahşedilen sözde özellikle de demokrasi ve özgürlüğümüzün mahcubiyetini değil dişimizle, tırnağımızla, alın terimizle, kanımızla eman yurdu haline getirdiğimiz, çalışanın emeğinin karşılığını alacağını, düşenin kolundan tutulacağını bildiği bir yerde yaşamanın kıvancı içindeyiz.
Bugün Türkiye, kendi vatandaşlarına sağladığı imkânlar yanında, dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın özellikle kendisine koştuğu bir ülke durumundadır. Ülkemize gelen herkesi sığınmacı sanan, her gördüğü yabancıya nefretle bakan hastalıklı zihniyetler anlamıyor olsa da, Türkiye bölgesel ve küresel bir cazibe merkezi haline dönüşmüştür. Sadece canını kurtarmak isteyen mazlumları misafir etmiyoruz, yatırımcılardan profesyonel meslek mensuplarına kadar her kesimden insan ülkemizdeki potansiyeli görüyor ve buraya yöneliyor. Dünyanın her ülkesi finans ve yetişmiş insan kaynağı durumundaki bu tür insanlara kapılarını sonuna kadar açmaktadır. Biz de Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına, güçlenmesine katkı veren herkesi bağrımıza basıyoruz, basacağız.
Değerli kardeşlerim; küresel zenginlikten ülkemizin aldığı payı yükseltmenin yollarından biri de işte budur. Siyasi istikrarını teminat altına almış, güvenliğini sağlamış, demokrasisini kökleştirmiş, insan haklarını sahiplenmiş, ekonomisini büyütmüş, sosyal devlet uygulamalarını yaygınlaştırmış, krizlere ve tehditlere karşı bünyesini güçlendirmiş, akil, adil ve hakim bir güç haline gelmiş, geçmişin tüm korkularından ve yoksunluklarından arınmış ülkemizin gündemine yakışan yeni kızıl elması ancak Türkiye yüzyılı olabilir.
Aziz milletim; herkesin bir hayali vardır, bizim hayalimiz de Türkiye yüzyılıdır. Üstelik biz bu hayali bugün de kurmuyoruz. Aklımız ermeye başladığı günden beri bu hayalin peşindeyiz. Bugüne kadar yaptığımız her işi de bizi bu hayale yaklaştıracak adımlar olarak gördük. Şimdi de bizimle bu hayali paylaşacak, yanlışa yanlış dediği gibi doğruya da doğru diyecek herkesle yol yürümeye hazırız.
Buradan 81 vilayetimizdeki her bir vatandaşıma sesleniyorum; biz Cumhuriyetimizin 100. yılını, aynı zamanda Türkiye’de siyaseti üslubuyla, tarzıyla, işleyişiyle, sonuçlarıyla değiştirecek yeni bir dönemin de miladı haline getirmek istiyoruz. Türkiye yüzyılı için yapılacak her katkı bizim için çok kıymetlidir. Gelin 29 Ekim 2023’e kadar Türkiye yüzyılını konuşalım, tartışalım, tekliflerimizi ortaya koyalım.
Gelin, Türkiye yüzyılı, vizyonunu birlikte oluşturalım, birlikte inşa edelim.
Gelin, Türkiye yüzyılını, yeni bir milli mutabakat zemini haline dönüştürelim.
Gelin, Türkiye yüzyılında, demokrasimizi katılımcı demokratik bir Cumhuriyet kimliğiyle taçlandıralım.
Gelin, Türkiye yüzyılında, ülkemizi bir asırdır enerjimizi yiyip tüketen her türlü taassuptan arındırıp, siyasetin eksenini emek ve eser üzerine yeniden kuralım.
Gelin, Türkiye yüzyılında, ülkemizdeki özgürlüklerin çerçevesini pozitif özgürlük anlayışıyla tekrar çizelim.
Gelin, Türkiye yüzyılında, tam fırsat eşitliği ve hakkaniyet temelinde bir sosyal adalet anlayışını birlikte tesis edelim.
Gelin, Türkiye yüzyılında, asırlardır gerilemeyle, duraklamayla, yıkılmayla tarif edilen ülkemizin yükseliş dönemini başlatalım.
Gelin, Türkiye yüzyılında, ülkemizi herkesin kendi yankı odasından çıkıp birbirini dinlediği, birbirini anladığı, birbirine saygı duyduğu bir yer haline getirelim.
Gelin, Türkiye yüzyılını, fark edilen, fark atan, farkını hissettiren ve farklılıklarıyla zenginleşen bir ülke haline gelişimizin sembolü yapalım.
Gelin, Türkiye yüzyılında, erdem ve adalet devletini zirveye çıkartalım.
Gelin, Türkiye yüzyılında, ülkemizi küresel çarkın bir dişlisi olmak yerine lokomotifi haline dönüştürelim.
Gelin, Türkiye yüzyılını, milli ve yerli değerlerle evrenseli kuşattığımız, sözümüzü çağa söylediğimiz bir dönem haline getirelim.
Gelin, Türkiye yüzyılını, korkularıyla yaşayan bir geçmişten, umutları, hayalleri, özgüveni ve cesaretiyle şahlanan bir geleceğe geçişin kapısı yapalım. Yüzümüzü hem Doğuya, hem Batıya, ama asıl doğruya doğru dönelim.
Gelin, bir asır önce istiklal mücadelemizi bir ilk adımla nasıl başlatıp zafere ulaştırdıysak, bugün de istikbal mücadelemizin ilk adımını atalım. Bu yolu kadını-erkeğiyle, genci-yaşlısıyla, her kesimden insanımızla hep beraber yürüyelim.
Bu vatan, hepimizin vatanı. Bu ülke, hepimizin ülkesi. Bu bayrak, hepimizin bayrağı. Bu devlet, hepimizin devleti. Bu gelecek, hepimizin ortak geleceği.
Öyleyse her şeyden önce, Cumhur İttifakı’mızın şu anda temsilcileri olarak Sayın Bahçeli’ye, Sayın Destici’ye ve gönlünü koyan tüm kardeşlerime buradan kalbi selamlarımla, şimdi şöyle hep birlikte ayağa kalkalım diyorum; hazır mıyız? (“Evet” Sesleri)
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…
Kalın sağlıcakla.

—– / —–

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.