“ELCAB’DA SERT OLUP GELENE GİDENE GİDER YAPANLAR, GERSAN’DA NEDEN SESSİZSİNİZ?”
ÇAYCUMA’DA ADNAN TISKA VE SONER USLUBAŞ’A İŞÇİLERDEN ZOR SORULAR
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde yıllar önce başlayan sendikal süreçler bugün yeniden bölgenin en sıcak gündemlerinden biri haline geldi. Özellikle önce Elcab Kablo, ardından Gersan fabrikasında yaşanan süreçler üzerinden işçiler şimdi geçmişin en etkili iki sendikal figürü olan ve hakkında yüksek sesle konuşuyor.
Bir dönem Türk Metal Sendikası’nın bölgede örgütlenme sürecinde en ön safta yer alan bu iki ismin, işçilere “birlik”, “mücadele”, “hak arama” ve “güçlü sendika” söylemleriyle çağrılar yaptığı; yüzlerce çalışanın da bu güvenle sendikal sürece dahil olduğu ifade ediliyor.
Ancak bugün işçilerin gündemindeki asıl mesele geçmişte verilen vaatlerden çok, bugünkü sessizlik…
Özellikle son dönemde Gersan’daki işçilerin gündeme taşıdığı işten çıkarmalar, ekonomik belirsizlikler, promosyon tartışmaları, ikramiye sorunları ve çalışma ortamına ilişkin iddialar sonrası gözler yeniden Tıska ve Uslubaş’a çevrildi.
İşçiler şimdi açık açık şu soruyu soruyor:
“O gün işçiyi örgütleyenler, bugün işçi dara düşünce neden ortada yok?”
Bölgedeki işçiler ve o dönem sürece tanıklık eden bazı isimlerin iddialarına göre; Elcab Kablo’da çalışan işçiler kendi iradeleriyle sendikadan ayrılma sürecine girdiğinde, sendika yönetimi yaşananları farklı bir zemine taşımış, işvereni hedef alan sert açıklamalar yapılmış ve konunun Çalışma Bakanlığı’na kadar taşındığı öne sürülmüştü.
Ancak tüm bu sert çıkışlara rağmen sendikanın Elcab Kablo’daki yetkisini kaybettiği ve süreç sonunda fabrikadan ayrılmak zorunda kaldığı ifade ediliyor.
İşçilerin hafızasında yer eden bazı çıkışlar ise bugün hâlâ konuşuluyor:
“Karadeniz Ereğli’den Çaycuma’ya konvoylar halinde işçi yığarız…
Biz kocaman Türk Metal Sendikasıyız…
Fabrikaya kimseyi sokmayız…
Bizimle kimse baş edemez…”
Bugün ise aynı işçiler şu soruyu gündeme taşıyor:
“Elcab’da bu kadar sert duranlar, Gersan’daki işçi sıkıntılarında neden aynı refleksi göstermedi?”
Bazı çalışanlara göre geçmişte yüksek sesle konuşan isimlerin bugün sessizliğe gömülmesi, işçiler açısından “yalnız bırakılmışlık” hissini büyütüyor.
Ve şimdi işçilerin doğrudan Adnan Tıska ve Soner Uslubaş’a yönelttiği çok daha ağır bir soru gündemde:
“Biz işçiler sendikaya dahil edilirken bize her türlü garantiyi verenler, biz üye olduktan sonra görevlerinden ayrılmış ya da görevden alınmış olabilir…
Peki o gün bize umut veren, güzel bir gelecek vaat eden bu kişilerin bugün insani olarak da mı hiçbir sorumluluğu kalmadı?”
Bu soru artık yalnızca sendikal değil, vicdani bir tartışmaya da dönüşmüş durumda.
Özellikle Adnan Tıska’nın bugün AK Parti içerisinde sorumluluk üstlenen bir isim haline gelmesine rağmen, geçmişte “yol arkadaşımız” denilen Gersan işçilerinin yaşadığı sıkıntılar hakkında kamuoyu önünde net bir açıklama yapmaması dikkat çekiyor.
Soner Uslubaş’ın da bölgedeki sendikal geçmişine rağmen aynı şekilde sessiz kalması işçiler arasında eleştiri konusu olmaya devam ediyor.
Bazı çalışanlara göre mesele artık sadece maaş ya da promosyon değil; güven, vefa ve sorumluluk meselesi…
Kulislerde konuşulan en sert yorumlardan biri ise şöyle:
“İşçi üye olurken meydandaydınız…
Aidatlar toplanırken vardınız…
Yemeklerde, organizasyonlarda, alkışlarda vardınız…
Şimdi işçi zor durumdayken neden yoksunuz?”
Çaycuma’da büyüyen bu tartışmanın önümüzdeki süreçte yalnızca sendikal değil, siyasi yansımalarının da olabileceği konuşuluyor.
Çünkü bölgede artık birçok işçi aynı cümleyi kuruyor:
“İşçi her şeyi unutabilir sanıyorlar…
Ama işçi kimin yanında durduğunu da, kimin sustuğunu da unutmaz…”












Bir elcab işçisi olarak bize karşı yapılmayan yalan yanlış haber kalmaz iken neden şimdi oradaki işçilerin gelecegi ve akıbeti konuşulmuyor daha işçi ve emekçi davası degilmi kimse garip emekçiyi merdiven olarak kullanmamalı diye düşünüyorum