
Sendika mı, Kandırmaca mı?
Türk Metal Sendikası’na üye olan ve aidat ödeyen binlerce işçinin içinden yükselen bir ses var:
“Ne zaman gerçek bir sendikal mücadele göreceğiz?”
İşçilerin hakkını savunması gereken sendikacılar, maalesef işverenle samimi pozlar vererek, kendi çıkarlarını koruma telaşına düşmüş durumda. Bu tabloya bakıldığında, işçilerin beklentileri ile sendika yönetiminin icraatları arasındaki uçurum her geçen gün daha da büyüyor.
Yakup Yılmaz ve Gölgeli Başkanlık Dönemi
Türk Metal Karadeniz Ereğli Şube Başkanı Yakup Yılmaz’ın başkanlık döneminde işçiler arasında bir umut ışığı belirmişti. “Oh, eski günlere döndük” diyerek sevinenler, çok geçmeden hayal kırıklığına uğradı. Çünkü bazı çıkar odakları, bu düzeni bozmak için devreye girdi.
Odabaş’ın Türk Metal Kdz Ereğli Şubesini kapatması ve yerine 1 Nolu Şubeyi kurarak, tartışmalı olaylarla gündeme gelen Altan Kalfa’nın bu göreve getirilmesi, işçilerin güvenini derinden sarstı. Özellikle, işverenin formenine haber vermeden arkadan saldırdığı iddialarıyla konuşulan Altan Kalfa’nın, bu olay sonrası destek bulması ve şube başkanlığına getirilmesi, işçilerde büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Altan Kalfa döneminden sonra ise, sendika ile işçiler arasındaki bağ iyice zayıfladı. İşçilerin en temel sorusu olan “Sözleşme ne zaman bitecek?” sorusuna yanıt verilmezken, yönetim gündemi başka yöne çekmek için çeşitli bahaneler üretmeye başladı.

Boş Eylemler ve Gerçeklikten Kopuk Taktikler
Sendika yönetimi, işçinin gerçek sorunlarını ele almak yerine, oyalama taktikleriyle vakit kaybettiriyor. İşte bu taktiklerden bazıları:
- Servise Binmeyin Eylemi: İşçiye servis kullanmayı bırakması öneriliyor. Ancak bu eylemin kime faydası var? Tabii ki işverene! Servis masraflarından tasarruf eden işveren, bu süreçte cebini doldururken, işçi kendi aracını kullanarak ekstra masrafa giriyor.
- Yemek Yemeyin Eylemi: Fabrikada yemek yememe eylemleri, işçinin kârına değil, işverenin bütçesine katkı sağlıyor. Çünkü işveren, bu tür masraflardan kurtularak ekonomik bir avantaj elde ediyor.
Bu tarz göstermelik eylemler, işveren üzerinde hiçbir etki bırakmaz. Aksine, işveren bu durumu bir fırsata çevirirken, işçilerin mağduriyeti giderek artıyor.
Gerçekçi Olalım: Sendika Kim İçin Var?
Sendikanın asıl amacı, işçinin haklarını savunmak olmalı. Ancak bugün görüyoruz ki, bazı sendikacılar, kendi yakınlarını işe sokmak veya kişisel çıkar sağlamak için bu kurumları kullanıyor. İşçinin hakkını masada güçlü bir şekilde savunmak yerine, etkisiz pazarlıklarla günü kurtarma çabasına giriliyor.
İşçiyi Kandırmayı Bırakın!
Kapı önünde eylem yapmak, genel müdürün şehir dışında olduğu günlerde “sahte restleşmeler” sergilemek ya da göstermelik etkinlikler düzenlemek, işçiyi oyalamaktan başka bir şey değil.
- Servis ve yemek eylemleri: İşçinin kazancı değil, işverenin tasarrufuna hizmet ediyor.
- Grev tehdidi: Masaya bile getirilemeyen bir seçenek çünkü yanlış bir adım atılsa, sendikanın geleceği tehlikeye girer.
Sonuç: Gerçek Sendikal Mücadele Nerede?
Türk Metal Sendikası, işçiyi temsil ettiğini iddia ediyorsa, bunun gereğini yerine getirmelidir. İşçinin hakkı masada güçlü bir şekilde savunulmalı ve göstermelik eylemler yerine etkili adımlar atılmalıdır.
Bu süreçte en önemli adım, işverenle yapılan pazarlıkların işçinin çıkarına hizmet etmesini sağlamaktır. Ancak bugün gördüğümüz tablo, işçilerin temsil edilmediği ve çıkarların çatıştığı bir sistemden ibaret.
Bir öneri: Çoluk çocuğunuzu işe sokma girişimlerinden vazgeçin ve masada sadece işçinin hakkını konuşun. İşçiye şirin görünmek değil, onların güvenini kazanmak için orada olduğunuzu kanıtlayın.
Ancak bu şekilde, işçiler gerçekten size inanır. Bugünkü şartlarda ise, lider olmak için önce işçinin davasını savunmayı öğrenmeniz gerekiyor.












