“SENDİKA NEREDE, İŞÇİ ORADA MI?”
Hadi hep birlikte derin bir nefes alalım ve bu trajikomik sahneyi izleyelim.
Erdemir’de işçiler, Türk Metal Sendikası’nın düzenlediği bir toplantıda coşkuyla slogan atıyor: “İşveren şaşırma, sabrımızı taşırma!”
Durumdan bihaber biri olsa, gerçekten işverenle dişe diş mücadele eden bir sendika var sanır. Ama işin aslına bakarsak, bu tiyatroda roller çoktan dağıtılmış:

İşçi, işverenin işçisi.
Sendika, hem işçinin hem işverenin işçisi.
Bazı Gazeteciler?
Onlar hem sendikanın hem işverenin “dostu.”
E hadi şimdi gelin bu sahnede siz de bir izleyici olun.
Güler misiniz, ağlar mısınız?
Hele bir de gazetecilerin eşini, dostunu, akrabasını sınavsız, mülakatsız fabrikalara soktuğunu duyunca kahkahanın dozunu artırırsınız.
OYUNUN KURALLARI ÇOK BASİT
İşverenin kurduğu bu “sendikal tiyatroda” her şey planlı.
İşçi, “sabrımızı taşırma” diye bağırıyor, ama aslında sabrı tükenen bir aktör değil.
Çünkü replikler daha önceden yazılmış.
Sendika mı?
İşçiyi sadece kontrollü bir biçimde yönlendiren, ama asla ipleri koparmasına izin vermeyen bir mekanizma.
Peki ya gerçek cesaret?
Grevden bahsediyoruz.
İşveren karşısına dikilip hakikaten hakkını aramak cesaret ister. Ama burada böyle bir cesaret yok. Çünkü grev tehdidi bile bu oyunun bir parçası, sonu belli olmayan bir sahne yok.
TOPLANTI NOTLARI:
ÇOK CİDDİ (!) ATMOSFER
Gelelim toplantıya.
Türk Metal Sendikası’nın Genel Başkanı Uysal Altundağ, Karadeniz Ereğli’de temsilcilerle buluşmuş. Söylemler aynı:
Altundağ:
“Biz kazandırıyoruz, ama biraz da kazanalım.”
“Enflasyon, hayat pahalılığı, vergiler bizi bitiriyor!”
Üyeler:
“İşte Başkan, işte Sendika!”
“Vur vur inlesin, işveren dinlesin!”
Komediye bak ;
Sendika Başkanı ve yönetimden iki kişi hariç herkes işverenden maaş alıyor ve bu sloganı attırıyor !
işveren de duymazdan geliyor öyle mi 😁
Türk Metal nerede, biz oradayız!”
Gerçekten mi?
Peki siz zorda kaldığınızda sendika neredeydi?
EYT mağdurlarına, daha önce sendikanın attırdığı işçilere sordunuz mu?
Torpilli çalışanların nasıl ayrıcalıklarla donatıldığını hiç düşündünüz mü?
Bu soruların cevabı, aslında tüm bu oyunun kime hizmet ettiğini gözler önüne seriyor.
KAZANAN VE KAYBEDENLER
Bu oyunun kazananı açık:
İşveren.
Peki ya kaybedeni?
Torpilsiz, sıradan işçiler.
Sendika sahneye çıktığında “sizi savunuyoruz” diyor, ama perde arkasında işverenle kucaklaşıyor.
Torpilli olan işçiler ise nasıl olsa hem tazminatını alıyor hem de başka yerlere kaydırılıyor.
SON SÖZ
Eğer bu bir oyun değilse, buyurun meydan sizin.
Sokağa çıkın, gerçek bir grev yapın.
Ancak biliyoruz ki, bu cesaret repliklerinizde yazmıyor..
Sadece göstermelik toplantılarda bağırmak ve alkış tutmak var.
Unutmayın, işçiye kurulan bu oyunda tek kaybeden yine sizsiniz .
Aksini iddia eden varsa, “Hodri meydan!”
“Uysal Başkan, size doğru bilgi verildiğine emin misiniz?
İşçinin sesi masada yankılanmıyor, yalnız ve mağdur bırakılıyor.
Peki, kurda kuzu teslim edilme hikayesini biliyor musunuz? Çünkü bu sahnede işçi, ne yazık ki hep kuzu rolünde…”**












