Cezaevinden Sosyal Medya Yönetmek Hukuki midir?
Geçtiğimiz günlerde sosyal medya, dikkat çeken bir temizlenmeye sahne oldu. Kamuoyunu yönlendiren bazı hesapların aslında dışarıda değil, içeriden yani cezaevinden yönlendirildiği iddiaları gündeme geldi. Bu durum yalnızca etik açıdan değil, aynı zamanda hukuki açıdan da önemli sorunlar barındırıyor.
Cezaevinden Sosyal Medya Kullanmak Suç mu?
Türkiye’de ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların dış dünya ile iletişimleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında sıkı biçimde düzenlenmiştir.
Bu kanunun 66. maddesine göre hükümlüler sadece denetimli mektuplaşma, telefon görüşmesi, avukat görüşmesi ve sınırlı dış ziyaret hakkına sahiptir. Dolayısıyla sosyal medya kullanımı bu hakların içinde yer almamaktadır.
Cezaevinden yapılan sosyal medya paylaşımları, doğrudan kişi tarafından değilse, üçüncü kişiler aracılığıyla yapılıyor demektir. Bu durumda şu sorular gündeme gelir:
Bu hesabı kim yönetmektedir?
Hangi amaçla paylaşım yapılmaktadır?
Sahtecilik, kişisel verilerin izinsiz kullanımı veya suç teşvikine varan ifadeler var mıdır?
TCK ve KVKK Ne Diyor?
Eğer bir kişi cezaevindeyse ve sosyal medya hesabı aktif şekilde kullanılıyorsa bu hesap ya başkasına emanet edilmiştir ya da sahtecilik ihtimali söz konusudur.
Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi (kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi) ve TCK 134. madde (özel hayatın gizliliğini ihlal) devreye girer.
Ayrıca, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) gereği, bir başkasının adına sosyal medya hesabı açmak veya yönetmek, ilgili kişinin açık rızası olmadan hukuka aykırıdır.
Cezalandırma Yetkisi ve Suçun Sorumluluğu
Eğer cezaevindeki bir kişi adına paylaşım yapılmışsa ve suç unsuru içeriyorsa, o kişinin savunması “Ben içerideydim, bu paylaşımı ben yapmadım” olacaktır. Bu noktada ceza sorumluluğu doğrudan değil, paylaşımı yapan kişiye yönelir. Ancak burada ispat yükü devreye girer: Paylaşımı kimin yaptığı nasıl tespit edilecek?
Örnek vermek gerekirse, bir gün İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu veya Ümit Özdağ gibi bir siyasetçi hakkında sahte bir paylaşım yapılırsa ve bu kişi derse ki “Ben yapmadım”, kamuoyu bu savunmayı kabul eder mi?
Eğer cezaevindeki bir kişinin “bu paylaşım bana ait değil” demesiyle sorumluluktan kurtulması mümkünse, aynı mantıkla siyasi liderlerin hesaplarının da “başkası yönetiyor olabilir” şüphesiyle engellenmesi gerekir. Bu ise ifade özgürlüğü açısından son derece tehlikeli bir eşiğe kapı aralar.
Sonuç: Ya Net Kurallar, Ya Kaos
Sosyal medya çağında, cezaevinden dış dünyaya etki yaratma girişimlerinin açık ve denetlenebilir olması gerekir. Aksi halde hem cezaevi disiplin sistemi hem de kamu güvenliği büyük zarar görür.
Ya bu hesapların kimler tarafından yönetildiği şeffaf şekilde ortaya konmalı, ya da hukuk; sosyal medya alanında da net sınırlarını çizmelidir. Aksi halde, aynı suç farklı isimler üzerinden farklı şekilde değerlendirilir ve bu da adalet ilkesine zarar verir.







