KART DEĞİL, KİŞİLİK TAŞIYANLARIN MESLEĞİ
Gazetecilik;
her kapıyı açan bir anahtar,
her işe yaramayanın sığındığı bir liman,
her kısa yoldan para kazanmak isteyenin oyuncağı değildir.
Gazetecilik;
kişilik ister, omurga ister.
Ama bugün acı bir tabloyla karşı karşıyayız:
Dışarıda hiçbir işte tutunamayan,
üretmenin ne olduğunu bilmeyen,
alın teriyle bir ekmek kazanamayacağını anlayan
bazıları için bu meslek,
“kolay para” hayalinin vitrini gibi görülüyor.
KALEMİ KENDİ TAŞIYAMAYANLAR, KALEMİNİ KULLANDIRMAYA KALKIYOR.
Mesleğin yükünü taşıyamayanlar,
onun sorumluluğunu üstlenemeyenler,
kalemi kendi iradesiyle tutamayanlar;
kalemi ya kullanmaya
ya da başkalarına kullandırmaya kalkıyor.
Bu bir hakaret değil,
bir meslek tespitidir.
Çünkü gazetecilik;
sahibi olunmayan bir duruşun,
kiraya verilen bir vicdanın mesleği olamaz.
MESLEK, PAZAR TEZGAHI DEĞİLDİR
Basın;
bir korku dili değildir,
bir baskı aracı değildir,
bir hesap kapatma yöntemi değildir.
Bunlar gazetecilik değil,
gazeteciliğin ucuz taklididir.
Meslek;
“kime yaklaşırım” hesabıyla değil,
“neyi doğru yazarım” sorusuyla yapılır.
Etik yoksa,
unvan boştur.
Vicdan yoksa,
kalem sadece bir nesnedir.
BİZ KİMİ AYRI TUTUYORUZ?
Biz;
- Kalemini kiraya vermeyeni,
- Haberini dedikoduyla değil belgeyle yapanı,
- Gücünü arka odalardan değil kamuoyundan alanı,
- Mesleği geçim kapısı ama asla çıkar aracı yapmayanı
ayrı tutuyoruz.
Diğerleri için
uzun cümlelere gerek yok.
Herkes, durduğu yeri bilir.
Gazetecilik;
herkese yakışmaz.
Taşıyamayanın elinde eğilir,
hak edene yakışırsa yükselir.
Biz bugün;
kalemini namusuyla tutanları,
haberiyle ekmeğini kazananları selamlıyoruz.
Diğerlerini ise ne selamlıyoruz ne de gazetecilik adına muhatap alıyoruz;
çünkü mesleğin dışına düşmüş bir anlayışı
gazeteciliğin ciddiyetiyle adam yerine koymuyor,
aynı cümlede bile anmıyoruz.
Onurlu, haysiyetli ve emeğiyle gazetecilik yapan tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.






