Son Gelişmeler
  1. Haberler
  2. GÜÇLÜ TÜRKİYE
  3. SEVR’İN RÖVANŞI MI, TERÖRÜN SONU MU?

SEVR’İN RÖVANŞI MI, TERÖRÜN SONU MU?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

SEVR’İN RÖVANŞI MI, TERÖRÜN SONU MU?

Çok sevdiğim bir kardeşim sosyal medyada şöyle bir yazı yazmış:

«“Bu fotoğrafı bebek katilinden sayın Öcalan’a dönüşüm sürecinde görmüştüm. 40 yıllık acı ve gözyaşı, atılan vatan millet nutukları, ölen gencecik insanlar ve acılı aileleri… Bu hikâyede son böyle olmamalıydı. 10 Ağustos Sevr’in rövanşıdır. O haritayı bazılarımız unuttu. Kanun teklifi Gazi Meclis’te bu kadar kolay kabul edildi.”»

 

Öncelikle şunu söyleyeyim:

Seni tebrik ederim kardeşim.

Çünkü en azından düşünceni açıkça yazmışsın.

Ben de sana kızmadan, kırmadan ama açık açık cevap vereceğim.

Çünkü mesele benim için seninle aynı düşünmek ya da düşünmemek değil.

Mesele, 40 yılın acısını konuşurken bugünü doğru okuyabilmek.

Sen “Sevr’in rövanşı” diyorsun.

Ben de diyorum ki:

Önce Sevr’i yeniden açalım. Sonra bugün Meclis’ten geçen düzenlemeyi açalım. Sonra ikisini yan yana koyalım.

Bakalım gerçekten Sevr’in rövanşı mı?

 

Yoksa 40 yıldır bitmeyen bir terör belasından Türkiye’yi çıkarmaya yönelik bir devlet politikası mı?

SEVR NEYDİ KARDEŞİM?

Sevr, bu ülkenin devlet yapısını ve egemenliğini parçalayan bir dayatmaydı.

Anadolu’nun nasıl bölüneceğini, hangi bölgelerin kimlere bırakılacağını tarif eden bir projeydi.

Türk milletinin kabul etmediği ve Millî Mücadele ile tarihin çöplüğüne gönderdiği bir anlaşmaydı.

Şimdi soruyorum:

Bugün TBMM’de kabul edilen düzenlemenin hangi maddesi Sevr haritasını getiriyor?

Hangi madde Türkiye’nin toprağını başka bir devlete veriyor?

Hangi madde Türkiye’nin egemenliğini başka bir güce devrediyor?

Hangi madde “Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü sona erecek” diyor?

Gösterin!

Ben de okuyayım.

 

Çünkü “Sevr’in rövanşı” demek öyle sıradan bir siyasi eleştiri değildir.

Bu, çok ağır bir iddiadır.

O halde karşılığı da belge olmalıdır.

GELELİM “TERÖRİSTE AF ÇIKTI” MESELESİNE…

Burada da sosyal medyada inanılmaz bir bilgi kirliliği var.

Kimileri daha kanunun ne olduğunu okumadan:

“Teröristlere af çıktı.”

diyor.

Hayır kardeşim.

Bu düzenleme genel af kanunu değil.

Ama bundan “hiçbir hukuki sonuç doğurmuyor” anlamı da çıkarılmasın.

Kanun;

PKK/KCK’nın fiilî varlığının sona ermesi ve silahların teslim edilmesinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin de Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi sonrasında bazı soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş cezalar bakımından erteleme mekanizmaları öngörüyor.

Yani mesele:

“Adam suç işledi, hadi bütün suçlarını silelim.”

şeklinde değil.

Önce örgütün silah bırakması ve fiilî varlığının sona ermesi şartı var.

Ardından kanunun kapsamına giren kişiler bakımından hangi hukuki sonuçların uygulanacağı düzenleniyor.

Üstelik örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları kapsam dışında bırakılıyor.

Dolayısıyla bunu:

“Teröristlere sınırsız af çıktı, herkes serbest kalacak.”

diye anlatmak doğru değildir.

Ama tam tersine, “kanunun hiçbir hukuki sonucu yok” demek de doğru değildir.

Kanunu okuyacağız. Ne getiriyorsa onu söyleyeceğiz.

Benim gazetecilik anlayışım budur.


PEKİ DEVLET TAVİZ Mİ VERİYOR?

İşte burada seninle ayrıldığımız nokta bu.

Ben diyorum ki:

Devlet taviz vermez. Devlet gereğini yapar.

Devlet, terör örgütüyle eşit iki siyasi aktör gibi pazarlık yapan bir yapı değildir.

Devlet şartını koyar.

Devlet silahı bıraktırır.

Devlet silahın teslim edildiğini tespit eder.

Devlet güvenliği sağlar.

Devlet hukukunu işletir.

Devlet gerektiğinde güç kullanır.

Ve en önemlisi:

Devlet kendi geleceğini kendi belirler.

Çünkü devlet, hükümetlerden de büyüktür.

İktidarlar gelir geçer.

Partiler gelir geçer.

Cumhurbaşkanları gelir geçer.

Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalır.

Bu nedenle iktidarın görevi devleti küçültmek değil;

devleti daha güçlü, daha itibarlı, daha güvenli ve daha kudretli hale getirmektir.

Benim beklentim de tam olarak budur.


40 YILDIR NEYİ BEKLİYORUZ?

40 yıldır bu ülkenin çocukları öldü.

Asker öldü.

Polis öldü.

Korucu öldü.

Sivil öldü.

Anneler evlatlarını toprağa verdi.

Babalar tabut taşıdı.

Çocuklar babasız büyüdü.

Bu acının ne olduğunu en iyi şehit aileleri bilir.

Dolayısıyla kimse çıkıp da:

“Terör bitsin, ne güzel.”

diyen insanlara vatanseverlik dersi vermesin.

Terörün bitmesini istemek vatana ihanet değildir.

Tam tersine, 40 yıldır bu ülkenin evlatlarını toprağa gönderen bir belanın sona ermesini istemek, bu milletin en doğal hakkıdır.

Ama…

Terör bitsin derken devlet zayıflamasın.

Benim söylediğim bu.

Silahlar sussun.

Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği tartışılmasın.

Terör örgütü bitsin.

Ama Türkiye’nin üniter yapısı tartışmaya açılmasın.

Hukuk işletilsin.

Ama şehitlerin hakkı unutulmasın.

Türkiye büyüsün.

Ama devletin temelleriyle oynanmasın.


“GAZİ MECLİS NASIL BU KADAR KOLAY KABUL ETTİ?”

İşte burada da başka bir yanlış var.

TBMM’nin bir yasayı kabul etmesini “Gazi Meclis’in kolayca teslim olması” gibi okumak doğru değil.

TBMM zaten milletin iradesinin tecelli ettiği yerdir.

Bir kanuna karşı çıkabilirsiniz.

Ben de karşı çıkabilirim.

Sen de çıkabilirsin.

Bir milletvekili de çıkabilir.

Ama o zaman yapılacak iş bellidir:

Maddeyi göstereceksin.

“Şu madde yanlıştır” diyeceksin.

“Şu madde Türkiye’nin egemenliğini zedeliyor” diyeceksin.

“Şu madde Anayasa’ya aykırıdır” diyeceksin.

“Şu madde teröriste haksız ayrıcalık getiriyor” diyeceksin.

Ve bunu belgeyle ortaya koyacaksın.

Yoksa:

“Sevr’in rövanşıdır.”

deyip Sevr haritasını göstermek, tek başına hiçbir şeyi ispatlamaz.


KARDEŞİM, SEVR’İ UNUTMADIK!

Sen diyorsun ki:

“O haritayı bazılarımız unuttu.”

Hayır.

Unutmadık.

Ben de unutmadım.

Bu millet de unutmadı.

Ama Sevr’i unutmamak demek, Türkiye’nin önüne gelen her yeni siyasi gelişmeyi Sevr’e bağlamak demek değildir.

Sevr’i hatırlamak;

Türkiye’nin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmaktır.

Bunun yolu da bugün alınan her karara “Sevr” damgası vurmak değil.

Türkiye’nin nerede güçlendiğine, nerede zayıfladığına bakmaktır.


BİR DE ŞUNU SORALIM

Eğer bu süreç gerçekten PKK’nın silah bırakmasına ve örgütsel varlığının sona ermesine gidiyorsa…

Eğer 40 yıldır akan kan gerçekten duracaksa…

Eğer bundan sonra bir anne daha “Oğlum şehit oldu” diye ağlamayacaksa…

Eğer bir baba daha evladının tabutuna sarılmayacaksa…

Bundan neden korkalım?

Korkmamız gereken şey terörün bitmesi değil.

Korkmamız gereken şey, terör biterken Türkiye’nin zayıflatılmasıdır.

İşte bunun da takipçisi olmak hepimizin görevidir.

Ben hükümeti alkışlamak için değil, Türkiye’nin menfaatini savunmak için yazarım.

Yarın yanlış bir adım atılırsa onu da yazarım.

Bugün doğru bir adım atılıyorsa onu da söylerim.

Çünkü benim tarafım belli:

Ne PKK’nın tarafındayım, ne başka bir örgütün.

Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin tarafındayım.


SON SÖZÜM SANA KARDEŞİM…

Sen “Sevr’in rövanşı” diyorsun.

Ben ise diyorum ki:

Önce kanunu oku.

Sevr’i de aç.

İkisini yan yana koy.

Sonra bana hangi maddede Sevr’i gördüğünü göster.

Ben de oturup seninle tartışayım.

Ama bir şeyi de unutma:

Devlet taviz vermez.

Devlet gerektiğinde masaya oturur, gerektiğinde masadan kalkar, gerektiğinde kanun çıkarır, gerektiğinde güvenlik gücünü kullanır.

Devlet, devlet gibi davranır.

İktidarın görevi de devleti küçültmek değil, daha da büyütmek ve güçlendirmektir.

Benim beklentim budur.

40 yıllık acının sonu artık gerçekten gelsin.

Ama bu son;

Türkiye’nin küçüldüğü bir son değil, Türkiye’nin terör belasından kurtulup daha güçlü yürüdüğü bir başlangıç olsun.

Şehitlerimizi unutmayalım.

Acılı aileleri unutmayalım.

Sevr’i unutmayalım.

Ama geleceği de korkularımıza teslim etmeyelim.

Çünkü bu ülkenin çocuklarına bırakacağımız en büyük miras, yeni bir savaş hikâyesi değil; güçlü, bağımsız ve terörsüz bir Türkiye’dir.

Önce kanunu okuyun.

Sonra Sevr’i açın.

Sonra konuşalım.

SEVR’İN RÖVANŞI MI, TERÖRÜN SONU MU?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Akgün Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.