SOSYAL MEDYADA KİMLİKSİZLİK DÜZENİ NEYİ BESLİYOR?
Sosyal medya platformlarında kimlik doğrulaması ve telefon onayı olmadan hesap açılmasına göz yumulması, artık masum bir “teknik eksiklik” değildir. Bu boşluk, dijital ortamda yürütülen psikolojik harp ve bilgi kirliliğinin en güçlü mayınlarından biri hâline gelmiştir.
Yetkililer, istedikleri her kuralı anında yürürlüğe koyabilecek imkân ve kapasiteye sahipken; neden sosyal medyada sahte hesapların önüne geçilmediği sorusu her gün daha gür şekilde karşımızda duruyor.
Bugün milyonlarca insan; profil resmi çiçek, böcek, manzara, çizgi film karakteri, “torunum” yazısı ya da Atatürk fotoğrafı olan hesaplardan hakarete, tehdide, tahrike uğruyor. Bir insan, yüzünü saklayan bir sanal tetikçiden anasına küfür duyduğunda; karşılık verdiği anda da mahkeme kapısında buluyor kendini.
Peki soruyorum: Bu adaletsiz tablo kimin eseri?
Eğer siz, platform olarak gerçek kimliği doğrulanmamış hesapların önünü tamamen kapatabilecek güçteyken bunu yapmıyorsanız; bugün yaşanan dijital kaosun tek sorumlusu kullanıcılar mı olacak?
Elbette ki hayır.
Bu mesele, sadece kişilere bırakılmayacak kadar büyümüş, toplumsal huzuru etkileyen bir güvenlik sorunu hâline gelmiştir.
Ben diyorum ki:
Sosyal medya platformlarında sahte hesaplara engel olmamak, müdahale edilmemesi gereken bir “özgürlük” değil; her gün toplumsal barışı kemiren bir ihmaldir.
Bugün bu ülkede bir kişi bile kimliksiz bir hesabın hakaretine, iftirasına ya da provokasyonuna maruz kalıyorsa; sistemde ciddi bir gedik var demektir. Ve bu gediğin kapanması, herkesin yararınadır.
Sosyal medya dijital bir meydandır; ama sahte kimliklerin cirit attığı bir karanlık sokak olmak zorunda değildir.
Gerçek kimlik doğrulaması zorunlu hâle getirilmediği sürece, dijital kirlilik de dijital cesaret de bitmeyecek.
Sözüm nettir:
Bu mesele artık kişisel bir talep değil, milli bir güvenlik ihtiyacıdır.




